Yeni Zelanda hayvanları ‘duygusal varlık’ kabul etti, testler yasaklandı

yeni-zelanda-hayvanlari-duygusal-varlik-kabul-etti-testler-yasaklandi-47003-5Yeni Zelanda, hayvanları ‘duygusal varlıklar’ olarak kabul eden yasa değişikliğini onayladı. Değişen yasayla birlikte artık kozmetik ürünleri hayvanların üzerinde test edilemeyecek.

1999’da yürürlüğe giren Hayvan Refahı Yasası’nda geçen hafta yapılan değişikliklerle, hayvan refahı için standart ve zorunlu düzenlemeler getirildi. Hayvan Etiği Ulusal Danışma Komitesi’nden Virginia Williams, hayvanların acı ve stres dahil olumlu ve olumsuz duyguları yaşadığını ve duygusal varlıklar olduğunun kabul edilmesi gerektiğinin altını çizdi.

Yeni Zelanda Veterinerler Derneği Başkanı Dr. Steve Merchant ise “Hayvan refahıyla ilgili beklentiler hızla değişiyor” diyerek, yasa değişikliğinin Yeni Zelanda toplumunun değişen tavrının göstergesi olduğunu ifade etti.

Birgun

Yavru köpek için hijyen ve bakım

Yavru köpeğinizin bakımı tüm hayatı boyunca düzenli olarak birkaç hareket yapmayı gerektirir bunlar ona iyi bir hijyen sağlayacak ve anormal belirtiler gösteren bir hastalığı farketmenizi sağlayacaktır.

ccc
Fotoğraf: allpetsvh.com

Zorunlu gezintiler

Gezintiler sadece ev eğitimini öğrenmek için değil yavrunun sağlığı için de zorunludur. Aslında köpek diğer canlılarla bir araya gelmeye ve bir alanı keşfetmeye ihtiyacı olan sosyal bir hayvandır.İster apartman dairesinde ister müstakil bir evde yaşasın, sabah ve akşam beşer dakikalık gezinti ile veya bir bahçede kapalı kalma ile yetinemez. Genç bir köpek kendisi için çok fazla risk teşkil etmeyen yerlerde birçok kısa-süreli gezintiye ihtiyaç duyar.Yavru köpeğinizi çağırdığınızda itirazsız yanınıza geri gelmesi için göğüs tasması ile yürüme ve geri çağırma erken bir dönemde öğretilmelidir.Göğüs tasması olmadan yapılan yürüyüşler açık alanlara ve kırsal alanlara mahsustur.

Yavrunuzun günlük bakımı

Burun

Gün içinde herhangi bir zamanda nemli ve temiz olmalıdır. Fakat uyuma esnasında kuruyabilir. Bu durumda yavru uyandığında tekrar nemlendirilmelidir. Herhangi bir kabuk, çatlak, belirgin veya mukopürülan (sümüklü ve irinli) akıntıların varlığı veterinerin incelemesi gereken hastalık belirtileridir.

Ağız

Temiz ve hermetik olmalıdır. Irka bağlı olarak sarkık olabilir veya olmayabilir. Çatlak veya kırmızı leke oluşumunu fark etmelisiniz.

Dişler

Dişleri beyaz ve diş etleri pembe olmalıdır: Dişin puppy carekenarındaki herhangi bir kırmızı çizgi anormaldir ve köpekte iştah kaybına neden olabilecek ağrılı bir iltihap ortaya çıkarır.

Yavrunuzun çok erken bir yaşta ağzını kontrol ettirmeye ve dişlerini kendisi için özel olarak tasarlanmış fırça ve diş macunu ile fırçalatmaya alışmasını sağlamalısınız. Bu tartar oluşumunu engelleyen çok etkili araç hergün kullanılmalıdır. Ayrıca hergün kullanılması halinde etkili olan, dişlere- faydalı kuru mamalar ve “diş çubukları” vardır.

Gözler

Göz parlak ve nemli, pembe mukoz membranlı olmalıdır. İç köşede görülebilir akıntı olmamalıdır.

Kulaklar

Sarkık kulaklar daha sık kontrol edilmelidir: Dış kulak yolu kulak kepçesi ile kapandığından, kanala düzgün hava geçişine izin vermez. Sarkık kulaklar haftada bir veya iki kere ve dik kulaklar her on beş günde bir temizlenebilir. Bunu yapmak için köpek kulakları için uygun bir solüsyon kullanmalısınız. Şu şekilde ilerlemelisiniz: uç kanalın içine itilir (kanal L şeklinde olduğundan kulak zarının delinme riski yoktur) daha sonra ürün fısfısı damlatılır, uç dışarı çıkartılır, kulak tabanına 30 sn masaj yapılır ve son olarak kanal bir parça pamuk veya bez ile iç kısma kaçırılmadan kurulanarak silinir.

Cinsel organlar ve anüs

Erkek ve dişi cinsel organlarının düzenli olarak izlenmesi temizliğinin kontrolünü sağlar: Herhangi bir akıntı var ise veteriner tarafından kontrol edilmelidir. Anüs temiz olmalıdır ve ishal belirtisi göstermemelidir.

Bacaklar ve pençeler

Yürüyüşte iken tabanlarının zarar görüp görmediğini ve dikenlerin tabanlarına saplanıp saplanmadığını düzenli olarak kontrol etmelisiniz. İki tip pençe vardır: arka tırnaklar ve ön tırnaklar. Büyüme süreklidir ve köpeğin normal hareketi ön tırnak aşınmasını sağlamalıdır.

Tüyler

Tüy tipine göre bakım, farklılık gösterecektir. Bakım şu şekilde sağlanmalıdır: çok kısa tüyler için lastik bir fırça ile haftada bir kez, kısa ve sert tüyler için ters yönde geçen bir tarak ve sonra tüy büyüme yönünde geçen fırça ile iki günde bir, uzun tüyler için dikkatli bir şekilde açtıktan sonra günlük fırçalama.

Yaz aylarında, genç köpeği nehirde veya deniz suyunda yıkadıktan sonra, herhangi rahatsız edici parçaların kalıntılarını gidermek için durulamanız iyidir. Evde yapılan banyo sıklığı tüy yapısına bağlı olarak farklılık gösterir. Çok kısa tüylü köpekler yılda iki kere ve uzun tüylü olanlar yaklaşık üç ayda bir yıkanabilirler.Eğer buna genç yaşta alışırsa, hava iyi olduğu takdirde dışarıda gerçekleşebilecek olan bu işlemi köpek çok iyi bir şekilde atlatır.

Küvette, kaymaz bir altlık sağlamalısınız ve ılık su kullanmalısınız. Öncesinde açılmış tüyler için sadece özel köpek şampuanı ve ılık su kullanmalısınız.

Aşılar

Köpek gençlik hastalığı, köpek parvovirüs (kanlı ishal) hastalığı, kuduz, leptospiroz (bulaşıcı sarılık), bulaşıcı hepatit… Yavru, artık anne antikorları tarafından korunmadığında, onun için bekleyen birçok ölümcül hastalık vardır. Bu nedenle güçlendiricileri içeren aşı takvimine uymak önemlidir. Veteriner tarafından sıkı takip şarttır.

 

Puppy-ShotsDış ve iç antiparazitler

Pireler ve keneler belli aralıklarla ve özellikle ilkbaharda görülür. Piyasada birçok ürün mevcuttur: spreyler, damlalar, tasmalar. Bunlar insan sağlığını da etkileyebilen bu parazitlerin, hayvan sağlığı üzerindeki zararlı etkilerine karşı etkili bir şekilde savaşmaya yardımcı olurlar. Yavrunun parazitleri dökmesine gelince, sistematik ve düzenli olarak veteriner tarafından tanımlanmış bir protokole göre yapılmalıdır, çünkü ürün seçimi diğer kriterlerle birlikte hayvanın boyutuna, yaşına, yaşam tarzına bağlıdır.

Royal Canin

Köpek annesi

Bizim annelerimizle hiç bir zaman mukayese edilemez ama bazı insanlar köpek anneleridir. Onların en ufak bir hastalığında imkânının yettiği en iyi veterinere koşturur. Aşılarını aksatmaz, tüylerini fırçalar, ayaklarını nemli bezlerle siler, yaşlanıp hantallaşmasın diye kendi yorgunluğuna rağmen sabah akşam yürütür, ona egzersiz yaptırır.

Köpek anneleri koşulsuz sevgi veren, pozitif enerjili köpeklerine bayılırlar. Ancak bu sevginin, tıpkı küçük bir şımarık çocuk gibi, köpeklerinin yumuşak gördüğü kişilere şımarma potansiyeli olduğunu unuturlar. Bir kere koltuğa çıkmasına müsaade ederseniz, ondan sonra bütün koltukları ve yatakları onun sanır. Disiplinli yürütmezseniz, sağa sola kafasına göre gider, size çekiştirir durur. Bizim köpekleri şımartmamız bir nevi onları ‘insanlaştırmamız’ uzun vadede davranışına zarar verebilir.  Farkında olmadan köpeklere ‘oğlum’ ve ‘kızım’ demek bile onları bilinçaltında ne kadar insanlaştırdığımızı gösterir. Yolunuz bir köpek parkına düşerse bunu rahatça gözlemleyebilirsiniz.

Ara sıra köpek davranışları üzerine okurum. Yurtdışında moda olan köpek psikologları ve blogları hoşuma gider. Tıpkı insanlar arasındaki fikir ayrılıkları gibi, olayları diğer bir insan gözü yerine köpek gözünden görmeme yardımcı olur. Geçtiğimiz günlerde bir internet sitesinde köpek psikologları hakkında bir makale okurken, ünlü psikanalist Sigmund Freud’un köpekler ve insanlar hakkındaki bir sözü geldi aklıma: “Köpekler, arkadaşlarını severler ve düşmanlarını ısırırlar, saf sevgi vermekten aciz, her zaman sevgi ve nefreti karıştıran insanların aksine.” İnsanlar hakkında sevgi vermekten aciz diye düşünmek biraz sert tabii. Çok sevgi dolu insanlar var, gerçekten kötü insanların da olduğu gibi.  İnsanların yaşadığı hayat da duyguları gibi karışık, sevgiyle nefretin günden güne iç içe girmesi veya duyguların her gün değişmesi doğal.

Ancak bu sözden algılamak istediğim, en azından bazı konularda hayatı kolaylaştırmanın bize katacakları. Özlediğimizi aramak, görmek istediğimizi çağırmak, mutsuz eden insanları, ‘ayıp olmasın’ları elimizden geldiğinde hayatımızdan çıkartmak gibi… Hayat kontrolümüzün dışında karışık, en azından bir kısmını basitleştirmekte fayda var.

***

Bizim annelerimize gelince… Geçtiğimiz pazar günü Anneler Günü kutlandı. Anneleriyle aynı şehirde olanlar, onlarla yemeğe çıktı. Çiçekler, hediyeler, çocuklar, torunlar, lezzetli yemekler, keyifli sohbetler ile annelerimize keyifli bir gün yaşatıldı. Annesiyle o günkü resimlerini paylaşanlar da oldu, melek olmuş annelerinin anısına güzel eski resimlerini paylaşanlar da… O günü hüzünlü geçiren, bizim gibi annesiyle olma şansı artık olmayan arkadaşlarımız için içimiz burkuldu. Yine o günün ticari olması ile ilgili yazıldı, çizildi. Tabii ki her gün annelerimizi takdir etmemiz gerektiği hatırlatıldı.  İçimden “ticari olsa ne olur” diye düşündüm. “Her yıl o gün onu şımartsak, mutlu etsek fena mı olur?” Anneler Gününden önceki hafta yazı yazma sırası bende olmadığından içimde kaldı. Başta annem olmak üzere, tüm annelerimizin geçmiş Anneler Gününü kutlarım. Şımartılacağınız nice senelere…

Joelle PİNTO, KAHVE MOLASI

Şalom

Değirmenlik’te katliam!

Değirmenlik, köpek katliamı ile çalkalanıyor. Kimliği belirsiz kişi veya kişiler bölgedeki başıboş köpekleri zehirleyerek öldürdü. Hayvanseverler tepkili.

deg

Değirmenlik, köpek katliamı ile çalkalanıyor. Kimliği belirsiz kişi veya kişiler bölgedeki başıboş köpekleri zehirleyerek öldürdü. Hayvan severler tepkili. Lefkoşa’nın Taşkınköy bölgesinde geçtiğimiz hafta büyük tepki toplayan ve çok sayıda köpeğin ölümü ile sonuçlanan olayın bir benzeri de Değirmenlik’te yaşandı. Sahipli ya da sahipsiz çok sayıda köpek, kimliği belirsiz kişi veya kişiler tarafından yollara atılan zehir paketlerini yiyerek öldü.

Bölge halkı tepkili

Değirmenlik bölgesinde ikamet eden vatandaşlar, Havadis’e ulaşarak, bölgede kimliği belirsiz kişi veya kişiler tarafından sokak köpeklerinin zehirlenerek öldürüldüğünü söylediler. Yaşanılanlara tepki gösteren vatandaşlar, geçtiğimiz hafta Lefkoşa’nın Taşkınköy bölgesinde yaşanılan hayvan katliamının failleri bulunamadığını, olayın bir benzerinin de kendi bölgelerinde yaşanıldığı için çok üzgün olduklarını belirttiler.

 

Gündem Kıbrıs

Pet Shop Gerçeği: Musluğu vanadan kapatmak

Sizlere hemen çarpıcı örnekler vererek işe başlayalım konuya dilerseniz :

Bir çift kısırlaştırılmamış köpekten 6 yılda ortalama kaç köpek ürer eğer kontrol etmezseniz biliyor musunuz ? Kısırlaştırılmamış bir çift köpekten beş bin tane sokak köpeği üreyebiliyor. Ortalama küçük bir kasaba boyutu kadar. Bunu bildikleri için de hala zehirliyorlar  ya da hücre evini aratmayan barınaklara bu hayvanları istifleyip orada can çekişerek ölmelerini bekliyorlar.  Hayvanların popülasyonun bu şekilde artmasında suç onların mı acaba? Yoksa toplu itlaflarla kendi üzerimizdeki görevi yerine getirmeyerek, bunu dış dünyaya unutturmaya mı çalışmak? Toplu zehirleme ya da vurarak kent ortasında katliam eğer bir çözüm olsaydı bugüne kadar başarılı olunmaz mıydı? Bugüne kadar canice öldürme yapmayan belediye var mı hiç?

Siz zaten öldürmeye başladığınız zaman doğa yasası gereği onlar bir batında 4-5 tane yavru yapacaksa kendi türünü korumak için bu sefer bir batında 10-12 tane bile yavru doğurabildiklerini bilmiyorsunuzdur. Yani itlaf da etseniz, barınağa da tıksanız, onlara zulüm de yapsanız, yurtdışına da yollasanız, “Hayırsız Ada”lara  atalarımızın yaptığı gibi oralara atıp aç da bırakıp birbirlerine parçalatsanız sorunu çözemiyorsunuz.

Bu arada ben size samimi bir itirafta bulunayım mı? Yukarıdaki rakamı lütfen beş binden altmış bine çıkarın! Unutmuşum 5000’de  kalmış… 6 yılda altmış bin hayvancağız. Sokaklarda barınaklarda trafik kazalarında, itlaf ekiplerinin zehirli iğnelerinde… Kısırlaştırma bile bu kadar sayı ile başa çıkamaz. Hem maliyeti, hem emeği gereği, altı üstü iki kedi köpeği kısırlaştırmamanın ulaştığı rakamın korkunçluğunu size bir kez daha vurguluyorum. Tam altmış bin! Yani oturduğumuz evin tavanından şarıl şarıl su akıyor, bizler ise yeri temizlemeye çalışıyoruz. İtlaf ederek, barınaklara tıkarak, mahkeme kararıyla evlerden tahliye ederek. Suyun akmasına izin var, ama akan suyu temizlemek için başvurmadığımız canilik yok!

ÇÖZÜM

Bu yazıda amacımız asla üzülmek, şikayet etmek, ağlama duvarı olarak birbirimize dertlerimizi anlatmak değil. Amacımız çözümü de göstermek.

O zaman okumaya devam edelim. Türkiye’ye kaçak yollardan (yani ithal edilen) getirilen yavru köpekler, 500 ila 2000 dolara satılsa da, hızla üremesi sonucu bir süre sonra sokak köpeğine dönüşmekte. Bu canların maliyeti ise, özellikle bunları eski doğu bloğu ülkelerinden getiren beş parasız pulsuz turistler  sayesinde büyük bir ticarete dönüşmüş durumda. Bir başka deyişle, bunların maliyeti onlara ortalama 20-30 dolar arasında. Bu yavru canlar ise bavullar, poşetler içinde havasız ortamlarda yurda kaçak olarak sokuluyor. Petshoplara geldiğinde ise bu köpekler zaten yavru olmalarının getirmiş olduğu sevimlilikle hemen satılıyor…

Satılamayan yavrular zaten sokaklarda. Satılanları da benzer akıbet bekliyor. Sonra bir bakıyorsunuz, İsviçre Alplerinde yaşaması gereken St Bernard köpeği Marmaris’te sokak köpeği olmuş. Neden? Sahibi bakamamış. Yavru iken zevkini tatmış. Canı sıkılmış. Tüyü var, pisliği var, komşum istemiyor, çocuğum bakamıyor diyip kendini de kandırıp bir barınağın önüne atmış ya da sıcak bir iklim de çöplerden beslensin diye terk etmiş.

Öte yandan Türkiye’de birçok hayvan barınağı resmi ölüm kampı haline geldi. Bu hayvanları burada tutarak, içeriye gönüllüleri almayarak ve her hafta içerdeki sayıyı değiştirerek zaten resmi yoldan itlafın önünü açmıyor muyuz? Sadece İstanbul’daki barınak sayısı 40’a çıktı. Hangi vicdan gözleri kapalı olarak ve bunları bilerek günlük yaşamına hiçbir şey olmamış gibi devam edebilir? Bu köpek sonradan ne yapar, ne eder? Sakatlanır mı? Kim bir daha sahiplenir? diye düşünmek yok!  Sonra buyrun size binlerce “cins sokak köpeği”. İtlaf edilmeye hazır, işkenceye hazır… Kuduz gibi hastalıkların yayılması için bahane  ve  hatta insan sağlığına tehdit.

Ayrıca, siz nasıl yurtdışına istediğiniz köpeği götüremiyorsunuz, bu ticaretin bu aşamaya gelmesine neden olan görevlilerin de birkaç dolar rüşvet uğruna bırakın hayvan katliamını,  kuduz gibi ülke insan sağlığına verdiği zararı da düşünün. Yani gözler gümrükte kapandığı için oluşan pazara bakın. Devletin vergi kaybı bir yana, kaçak ithalat adeta malum taşıyıcılar sayesinde körüklenmiş durumda ve onların üretmesine ve satmalarına izin verdikleri bu canlar sayesinde bu kişilerin 1 haftalık İstanbul tatilleri de bedavaya gelmekte.

Nasıl olsa Eminönü, Surdibi, büyük alışveriş merkezlerindeki hayvan satan dükkanlar, bu kadar barınak olmasına rağmen bu işe çanak tutarken; ihbar edilen kurumlar “Bir de itle köpekle mi uğraşacağız bu sıcakta?” diye denetlememekte; ama belki ilerde kendi çocuğunu sokakta ısıracak bir köpekten bulaşacak kuduz hastalığı bilinci olmayan devlet memurundan bunu mu düşünmesini bekliyorsunuz?
Bir yandan sat, bir yandan terk et veya zehirle.  Her türlü parayı bu canavar sistem içinde zavallıcıklar üzerinden kazan. Ufak bir olayda da suçu hayvanların üzerine at. Artık bu döngü bir ticari sektör haline gelmiş durumda. Bu döngüden ciddi olarak para kazanan  tacirler (!) de ortaya çıkmaya başladı. Sizce bunu binlerce fok balığını öldüren, kürk için hayvanları öldüren, balinaları katledenlerden ne farkı var ?

Kaldı ki toplumu arkanıza almadan, halkla ilişkiler çalışmaları yapmadan, devlet desteği sivil toplum örgütü işbirliği sağlayamadığınız sürece kısırlaştırmanın da tek başına anlamı yok; çünkü devlet bu sefer kısırlaştırılmış ve küpeli hayvanları gözünü kırpmadan yine öldürüyor. O zaman diyorsunuz ki bari kısırlaştırılmasın. Demek ki toplumun desteğini, eğitim çalışmalarını, diğer STK’lar ile yapılan çalışmalar yapılmadığı sürece buraya harcanan emek, para ve enerji de boşa gidiyor.

Tüm bu gizli sorunların yanında, ölüm ve işkence kampı haline gelen hayvan barınaklarıyla da sorun çözülemeyecektir. Kaçak ithalat trafiği ile musluk tepeden akmaktadır ama bizler hala yeri temizlemekle uğraşmaktayız. Yani, aslında tüm enerjimizi musluğu kesmeye adamamız gerekirken biz hâlâ kendine hayvansever diyen, ancak belki sıradan vatandaştan hayvanlara daha fazla zarar veren kişilerin kaprisleri ile bilinçsiz olarak yapmış oldukları hataları temizlemekle zaman ve enerji kaybettiğimizi kime anlatabiliriz?
Küçük, insana özgü basit mücadeleler içinde aysbergin su üstündeki yüzeyini bile görmek istemiyoruz.

Nasıl olsa  “can”larımızın  dili yok ya!  Kimi kime şikayet etsinler ?

imzasonwebe
Habertürk, 10 Aralık 2009

Kediler ve köpekler hakkında olağan bilgiler

* Yavru kediler saatte 50 kilometre hızla koşabilir ve kendi boylarının 3 katı uzağa atlayabilirler.

* Kediler karanlıkta insanlardan 6 kat daha iyi görürler.

IMG_0847
© Patipedia

* Köpeklerin koku alma duyuları çok gelişmiştir. İnsanlardan binlerce kat daha iyi algılayıp, ayırdedebilirler. Bu yetileri sayesinde kayıp insanları bulabilirler.

* Kedilerin yemeklerini ayakaltı bir yere koymayın. Yemek yerken mahremiyet isterler. Bu sebeple sıkça geçilen yerler yemek alanı olarak doğru değildir.

IMG_5600
© Patipedia

* Kedilerin duyma yetileri, köpeklerden ve insanlardan daha güçlüdür.

* Kediler yüksek frekanslı sesleri duyabilirler. Kemirgenler bu sesi iletişim için kullanırlar; köpekler ve insanlar bu sesi duyamazlar.

IMG_3133
© Patipedia

* Kedi ömrü ortalama 15-16 yıldır.

* Köpekler, dişlerinizi gösterdiğiniz için gülümsemeyi agresiflik göstergesi olarak algılayabilirler.

catdog1

* Kedilerde köprücük kemiği yoktur. Bu sayede başının sığdığı heryere girebilir.

* Dalmaçyalı cinsi köpekler doğduklarında tamamıyla beyazdırlar, siyah lekeleri sonradan oluşur.

8

* Kediler, uykuyu en seven memelilerdendir. Günün 16 saatini uyuyarak geçirirler. Bazıları kedilerin yürürken bile uyuyabildiklerini söyler. Bununla birlikte kedilerin en aktif olduğu saatler, akşam saatleridir.

* Kediler 100 değişik ses, köpekler ise 10 ses çıkartabilirler.

7

* Köpeklere davranışlarını kontrol edebilmeleri için yardım ettiğiniz taktirde sizin sadık dostunuz olmamaları için hiçbir neden kalmayacaktır.

* Kedilerle ne kadar çok konuşursanız, sizinle daha çok konuşmaya başlarlar.

6

* Kediler elektrik prizleri ile kablolarla oynamaya çok severler.

* Kedilerin bıyıkları çevredeki hareketlere karşı son derece duyarlıdır. Ani bir hareket hemen bıyıklar tarafından algılanır.

4

* Kediler oyun oynamaya bayılırlar. Özellikle yavru kediler için oyun aynı zamanda sosyalleşme anlamındadır.

* Köpekler doğdukları andan itibaren insanlara karşı sevgi duyarlar. Bu şekilde dünyaya gelen tek hayvan türü köpektir.

5

* Kediler uyanık kaldıkları zamanın 1/3ünü kendilerini temizleyerek geçirirler.

* Aynı insanlar gibi, köpeklerde eğitim alabilir ve becerilerini geliştirebilir.

2

* Yavru kedilerin sürekli uyumalarının sebeplerinden biri, bir büyüme hormonunun yalnızca uyurken salgılanmasıdır.

* Kedilere göre evdeki iki ayaklılar, onlara bakmak ve canları istediklerinde kendilerini sevmekle yükümlü birer köledir. Köpeklerin aksine kediler insanları sahipleri olarak görmezler.

3

* Eğer bir kedi size bakarak gözlerini kısıyor ve kırpıştırıyorsa bu sizinle dost olduğu anlamına gelmektedir.

* Her kedinin burun izi, insanların parmak izleri gibi kendilerine özgüdür.

1

* Mavi gözlü kediler genellikle sağır doğarlar. Van kedileri, bu gruba dahildir.

* Kediler için; dik bir kuyruk gururu, yana yatmış bir kuyruk saldırganlığı gösterir.

Mahmure.com

Ege Üniversitesi’nde köpek katliamı

Ege Üniversitesi kampüsünde, etrafa bırakılan zehirli kıymaları yiyen 15 köpek öldü.

egeDün öğle saatlerinde, Ege Üniversitesi kampüsü Diş Hekimliği Fakültesi otoparkında iki köpek, öğrenciler tarafından ölmek üzereyken bulundu. Durum İzmir Büyükşehir Belediyesi Veterinerlik hizmetlerine bildirildi. İhbar üzerine gelen veteriner, köpeklerin zehirlenmiş olduğunu belirledi.
Öte yandan kampüsün çeşitli noktalarında köpek ölümleri görüldü. Yapılan araştırmada, gazete üzerine konulan zehirli kıyma bulundu. Zehirli kıymayı yiyen 15 köpeğin öldüğü tespit edilirken 10’a yakın köpeğin zehirlendiği ve veterinere götürüldüğü öğrenildi. Kampüs içerisinde bulunan güvenlik kamera kayıtlarından zehirli kıymaları bıraktığı ileri sürülen Elektrik-Elektronik Mühendisliğinde tekniker L.S., üniversite güvenlik görevlilerince yakalandı, ancak L.S., suçlamayı kabul etmedi. L.S, tutanak tutulduktan sonra serbest bırakıldı.
Öte yandan hayvansever öğrenciler bornova Polis Merkezine giderek suç duyurusunda bulundu.

Milliyet

En güzel kedi videoları 17. yüzyıla ait

Japonya’da kedi sevgisi Hello Kitty çılgınlığından çok öncesine dayanıyor. Altıncı yüzyılın ortalarında Çin’den Budist yazmalarını taşıyan gemilerde kaçak yolcu olarak bulunan kediler ayaklarını Japon karasına bastığında ülkenin kültüründe uzun süre etkili olacak bir kedi-insan ilişkisi de başlamış oldu.

kedi

Önümüzdeki günlerde kedilerin Japon kültüründeki yerini gösterecek kapsamlı bir sergi New York’ta yer alacak. “Life of Cats: Selections from the Hiraki Ukiyo-e Collection” (Kedilerin Yaşamı: Hiraki Ukiyo-e Koleksiyonu’ndan Seçmeler) isimli sergide 17. yüzyılda başlayan kedi temalı ilk gravürler de yer alacak. Küratör Miwako Tezuka‘nın seçtiği çalışmalarda kediyi farklı rollerde görmek mümkün olacak: insan olarak kedi, insan karşısında kedi, kediler ve insanlar, kediler ve oyun dünyaları, değişime uğramış kediler…

kedd

Gelecek serginin belki de en ilgi çekici kısmını Japan Society‘nin medya departmanından Benjamin Warren‘ın hazırladığı kısa animasyonlar oluşturacak. Bu animasyonlar en az yüz yaşındaki gravürlerdeki kedileri hayata döndürüyor ve ortama biraz hareket katıyor aslında. İnanılmaz detayları görmemizi sağlayan bu teknik sayesinde kimilerimiz tarafından sıkıcı bulunabilecek gravürler de biraz eğlenceli bir hale geliyor.

İnternet kedi videoları izlemek için vardır!” diyebilecek milyonlarca kedi sever insanın yaşadığı günümüzde aşağıdaki videoları da ilk kedi videoları olarak kabul etmek pek absürd olmasa gerek?

Kaynak: Nolmus

Kuyuya düşen köpek için ekipler seferber oldu

Osmaniye’de su kuyusuna düşen köpek, Osmaniye Belediyesi Arama Kurtarma Ekibi (OBKE), Hayvan Bakımevi ve Rehabilitasyon Merkezi görevlileri ve itfaiyenin bir saatlik çalışması sonrası kurtarılarak tedavi altına alındı

errr

Rahime Hatun Mahallesi 9083 Sokak’taki bir bahçede bulunan su kuyusundan köpek sesi duyan çocuklar, ailelerine haber verdi. 8 metre derinliğindeki kuyuyu kontrol eden vatandaşlar bir köpek olduğunu fark edince, 110’u arayarak yardım istedi. İhbar üzerine bölgeye OBKE, Hayvan Bakımevi ve Rehabilitasyon Merkezi görevlileri ve itfaiye ekibi sevk edildi. Bu sırada hayvan sever vatandaşlar da kuyuya ekmek parçaları atarak köpeğin karnını doyurmaya çalıştı.

Vakit kaybetmeden köpeği kurtarmak için çalışmalara başlayan ekipten bir kişi halat yardımıyla kuyuya indi. Bir saatlik çalışmanın ardından köpek kuyudan çıkarılarak kurtarıldı. Bir süre bahçede dolaşan köpeğe burada yapılan ilk müdahalenin ardından araca alınarak Osmaniye Belediyesi Hayvan Bakımevi ve Rehabilitasyon Merkezine götürüldü.

Belediye veteriner hekimi Ali Laçinbala tarafından sağlık kontrolünden geçirilen köpeğin herhangi bir yerinde kırık olmadığı, vücudunun bazı yerlerinde ezikler olduğu tespit edildi. Ağrı kesici iğne yapılan köpeğin 1 yaşında erkek kırma cinsi sokak köpeği olduğu ve yaklaşık bir gündür kuyuda olduğu tahmin edilirken, üzeri açık olan su kuyusu ise itfaiye ekiplerince kapatıldı.

Mahalle sakinlerinden Sinan Kalender, üstü açık kuyuya bir insanın da düşebileceğini belirterek, “Bir köpek düşmüş. Bizim haberimiz oldu ve hemen Osmaniye Belediyesi itfaiye ekiplerine haber verdik. Onlar da hiç vakit kaybetmeden gelerek köpeği çıkarttılar. Osmaniye Belediyesi başta olmak üzere, itfaiye erlerimize ve veteriner hekimimize çok teşekkür ediyor, Allah onlardan razı olsun” diye konuştu.

Sabah

Dünyanın En Güzel Asansörü

Istanbul’un en büyük gökdelenlerinden birisi olan Koza Plaza’da Haytap’ın Beni Terketme Afişi asansörlerin kapılarına giydirildi.

as

Ayrıca bina içindeki bir çok televizyon ekranından da HAYTAP’ ın kısa filmleri de gösterilmeye başlandı. Süreklilik arzetmesi açısından da filmler ve afişler her ay değiştirilecek.

Her gün yaklaşık 4000 kişinin girip çıktığı binada bu çalışmada bize destek olduğu için Koza  Yönetim’e HAYTAP AİLESİ olarak teşekkür ediyoruz. Haytap üye derneği Haçiko’nun yönetim kurulu üyesi sevgili Ömür Gedik de asansörlerin yanında bizlerle idi.

HAYTAP