Son eklenenler

Hayvan hakları savunucularının yaşadığı zorluklar

Bir canlıyı korumak, kollamak, ona sevgi ve merhamet duymak insan olmanın gereklerinden biridir. Bunların aksine konuşan ve davrananlar genellikle toplumdan dışlanır hatta birçok çevrede ayıplanırlar. Ancak ne tezattır ki, bu medeni duyguları yalnızca söylemek yerine hayatında uygulayan kişilere de toplumda birçok yakıştırma yapılmaktadır:

“Ha şu kedili kadın mı? Evet evet evinde 4 tane kedisi var ve yetmezmiş gibi sokaktaki kedileri de besliyor!”

“Evinde hem kedi hem köpek var aklını kaçırmış!”

“Mahallenin delisi işte, elinde mamayla geziyor, bütün sokak köpekleri peşinde.”

Tanıdık geldi değil mi?

Öncelikle bilmenizi isteriz ki hayvanseverler bu yakıştırmaları iltifat olarak alıyor! :)

Ancak hiç aklınıza gelmeyecek ve yaşanmadan anlaşılması zor olan daha bir sürü şey deneyimliyorlar.

Örneğin;

pSahiplendirme ilanlarında gördüğünüz ve yardımınız dokunmayacaksa aramamanız gereken o telefon numaraları var ya… O telefonlar hiç susmuyor! Gece yarıları gelen abuk subuk mesajlar, ailesinden bile habersiz arayan küçük çocuklar, muhabbet hasretiyle yanıp tutuşan YALNIZ KALPLER! Lütfen telefonlardan uzak durun! Bu insanlar bir amaç uğruna uğraşıyorlar ve onların zamanını çalmaya hiç hakkınız yok!

Ya da diyelim, evsiz bir köpeği yuvalandırmaya çalışıyorsunuz, ve iki kelimeyi bir araya getirebilen nadir insanlardan biri arıyor. Asıl iş şimdi başlıyor! Bu kişi güvenilir mi, köpeği üç gün sonra sokağa bırakır mı, işkence ya da mutsuz eder mi, ailesi karşı çıkar mı, evlenirse/boşanırsa bırakır mı, veteriner masraflarını karşılayabilir mi? Ve bunlar gibi yüzlerce detay düşünmek zorundasınızdır. Önce sosyal medya ve internetten kişiyi araştırırsınız, sonra ortak tanıdık – aynı mahallede oturan arkadaş bulmaya çalışırsınız. Bu kişiden düzenli haber alabilecek misiniz? Sahiplendirdiğiniz köpeğin akıbeti ne olacak?

Dedektif miyiz, ajan mı? Çoğu zaman: HEPSİ!

Bir de şunlar var;

“Köpek istiyorum ama hem okulum var hem çalışıyorum.”

“Ben istiyorum ama nişanlım sevmiyor, alışır herhalde..”

“Küçük çocuğum var hazır okul tatile girmişken alalım diyorum..”

“Evde değil de balkonda bakabilirim.”

“Günde kaç kere yemek yiyor? Tuvalet için dışarı çıkarmak zorunda mıyım?”

“Havlar mı?”

Evet havlar çünkü o bir köpek!

Üzgünüz, asla bir köpeğin sorumluluğunu alamayacaksınız – lütfen gidip peluş bir ayıcık alın ve ona nerde bakarsanız bakın!

Şansınız yaver gitti, şartlar elverdi ve sorumluluğunu üzerinize aldığınız kedi/köpeği sahiplendirdiniz…

İş burada da bitmiyor.

Sahiplendirdiğiniz kişiyle sosyal medya mecralarından arkadaş oldunuz, paylaştığı fotoğrafları takip ediyorsunuz – ve tabii mükemmel özlü (!) sözlerini de!

Sonra telefonunuz çalıyor ve o kişilerden biri arıyor.

Soğuk soğuk terler, endişe, biraz panik. Neden arıyor? Geri mi verecek? Bir sorun mu çıktı? Acaba bahanesi ne olacak?

Her telefon çaldığında, ondan mesaj geldiğinde korkuyla irkiliyorsunuz.

Eğer şansınız varsa sahiplendiği hayvanın tatlış fotoğraflarını gönderiyor size, şansınız bu kadar iyi gitmediyse… Bu serüvene eeeennnn başından tekrar atılıyorsunuz.

Bir nevi kısır döngü oluyor bir süre sonra. Tam alıştım derken uzaktan pişkin bir ses:

“Yardıma muhtaç o kadar insan varken hayvanlarla uğraşıyorsun!”

Buyrun burdan yakın.

Bu kadar uğraştıran hayvanlar mı, insanlar mı sizce?

funcake.org

funcake.org

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: