Pazartesi , Aralık 18 2017
Ana Sayfa / Balzac Günlüğü / Serbest Kürsü / Hayvan hakları savunucularının yaşadığı zorluklar

Hayvan hakları savunucularının yaşadığı zorluklar

Hayvan hakları savunucuları tarafından yaşanan zorlukları hiç düşündünüz mü? Olan bitene bir de onların gözünden bakalım. Bir canlıyı korumak, kollamak, ona sevgi ve merhamet duymak insan olmanın gereklerinden biridir. Bunların aksine konuşan ve davrananlar genellikle toplumdan dışlanır hatta birçok çevrede ayıplanırlar. Ancak ne tezattır ki, bu medeni duyguları yalnızca söylemek yerine hayatında uygulayan kişilere de toplumda birçok yakıştırma yapılmaktadır.

“Ha şu kedili kadın mı? Evet evet evinde 4 tane kedisi var ve yetmezmiş gibi sokaktaki kedileri de besliyor!”

“Evinde hem kedi hem köpek var aklını kaçırmış!”

“Mahallenin delisi işte, elinde mamayla geziyor, bütün sokak köpekleri peşinde.”

Tanıdık geldi değil mi?

Öncelikle bilmenizi isteriz ki hayvanseverler bu yakıştırmaları iltifat olarak alıyor! 🙂

Ancak hiç aklınıza gelmeyecek ve yaşanmadan anlaşılması zor olan daha bir sürü şey deneyimliyorlar.

Örneğin;

Sahiplendirme ilanlarında gördüğünüz ve yardımınız dokunmayacaksa aramamanız gereken o telefon numaraları var ya… O telefonlar hiç susmuyor! Gece yarıları gelen abuk subuk mesajlar, ailesinden bile habersiz arayıp “köpek istiyorum” diyen küçük çocuklar, muhabbet hasretiyle yanıp tutuşan YALNIZ KALPLER! Lütfen telefonlardan uzak durun! Bu insanlar bir amaç uğruna uğraşıyorlar ve onların zamanını çalmaya hiç hakkınız yok!

Ya da diyelim, kimsesiz bir köpeğe yuva bulmaya çalışıyorsunuz, ve iki kelimeyi bir araya getirebilen nadir insanlardan biri arıyor. Asıl iş şimdi başlıyor! Bu kişi güvenilir mi, köpeği üç gün sonra sokağa bırakır mı, işkence ya da mutsuz eder mi, ailesi karşı çıkar mı, evlenirse/boşanırsa bırakır mı, veteriner masraflarını karşılayabilir mi? Ve bunlar gibi yüzlerce detay düşünmek zorundasınızdır. Önce sosyal medya ve internetten kişiyi araştırırsınız, sonra ortak tanıdık – aynı mahallede oturan arkadaş bulmaya çalışırsınız. Bu kişiden düzenli haber alabilecek misiniz? Sahiplendirdiğiniz köpeğin akıbeti ne olacak?

Test: Köpekle yaşamaya hazır mısınız?

Dedektif miyiz, ajan mı? Çoğu zaman: HEPSİ!

Bir de şunlar var;

“Köpek istiyorum ama hem okulum var hem çalışıyorum.”

“Ben istiyorum ama nişanlım sevmiyor, alışır herhalde..”

“Küçük çocuğum var hazır okul tatile girmişken alalım diyorum..”

“Çocuğum istiyor, tüm sorumluluğu alacağına söz verdi.”

“Evde değil de balkonda bakabilirim.”

“Günde kaç kere yemek yiyor? Tuvalet için dışarı çıkarmak zorunda mıyım?”

“Havlar mı?”

Evet havlar çünkü o bir köpek!

İlgili yazı: Türkiye’de köpekle yaşamanın zorlukları

Üzgünüz, asla bir köpeğin sorumluluğunu alamayacaksınız – lütfen gidip peluş bir ayıcık alın ve ona nerde bakarsanız bakın!

Ya da diyelim şansınız yaver gitti, şartlar elverdi ve sorumluluğunu üzerinize aldığınız kedi/köpeği sahiplendirdiniz…

İş burada da bitmiyor.

Sahiplendirdiğiniz kişiyle sosyal medya mecralarından arkadaş oldunuz, paylaştığı fotoğrafları takip ediyorsunuz – ve tabii mükemmel özlü (!) sözlerini de!

Sonra telefonunuz çalıyor ve o kişilerden biri arıyor.

Soğuk soğuk terler, endişe, biraz panik. Neden arıyor? Geri mi verecek? Bir sorun mu çıktı? Acaba bahanesi ne olacak?

Her telefon çaldığında, ondan mesaj geldiğinde korkuyla irkiliyorsunuz.

Eğer şansınız varsa sahiplendiği hayvanın tatlış fotoğraflarını gönderiyor size, şansınız bu kadar iyi gitmediyse… Bu serüvene eeeennnn başından tekrar atılıyorsunuz.

Bir nevi kısır döngü oluyor bir süre sonra. Tam alıştım derken uzaktan pişkin bir ses:

“Yardıma muhtaç o kadar insan varken hayvanlarla uğraşıyorsun!”

Buyrun burdan yakın.

Bu kadar uğraştıran hayvanlar mı, insanlar mı sizce?

funcake.org
funcake.org

Bunlara da göz atabilirsiniz

Köpeklerin alanlarına saygı duymak

Bir köpeğe dokunmadan önce beden dilini iyi okumalı, onu asla zorlamamalı ve bu haklarına saygı …

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir