Köpeğe işkence yapan kişi aranıyor

RADİKAL – ABD ’nin South Carolina eyaletinin North Charleston kentinde ağzı sıkıca bantla sarılmış bir köpek bulundu. 15 aylık Caitlyn adlı köpeğin, en az 48 saat boyunca bu şekilde kaldığı düşünülüyor.

201505291717_c1

CNN’in haberine göre, bantın sıkı sarılması nedeniyle dili dişlerinin arasına sıkışan köpek, en az 2 gün boyunca yemek yiyemedi ve su içemedi. Veterinerler, bantın çıkarılmasından sonra köpeğin ağız kısmının şişerek normal boyunun iki katına çıktığını belirtirken, Caitlyn’e vücudundaki su kaybının onarılması için serum veriliyor. Köpeğin, ağzındaki ciddi yaralanma nedeniyle şu anda su içmediği ve yemek yemediği belirtildi.

HAYATINI KAYBEDEBİLİR 

Uzmanlar köpeğin ameliyat olması gerekebileceğini söylüyor. Kan dolaşımının ciddi şekilde azalması nedeniyle dilinin bir bölümü alınması gereken Caitlyn, hayatını kaybedebilir.

201505291717_c3

Köpeğe işkence yapan kişi henüz bulunamasa da yakalandığı takdirde 5 yıl hapis ve 5 bin dolar para cezası alabilir. Charleston Animal Society adlı hayvan hakları kuruluşu, suçluyu bulmaya yardımcı olacak bilgiyi getirene 1000 dolar ödül vereceklerini duyurdu. Kuruluştan Aldwin Roman, Facebook sayfasından yaptığı açıklamada, “Tüm kariyerim boyunca gördüğüm en şeytanca hayvan istismarı” ifadelerini kullandı.

BAĞIŞLAR YAPILIYOR

Caitlyn’i, Çarşamba sabahı köpeği kapısında bulan bir kişinin veterinere götürdüğü belirtilirken, dünyanın birçok yerinden tedavi masrafları için bağışlar yapılıyor.201505291718_c2

Radikal

AKÜ Öğrencilerinden Örnek Davranış

Afyon Kocatepe ܜniversitesi (AKܜ) EğŸitim Fakültesi öğŸrencileri, hayvan barınağŸına 105 kilo köpek maması bağŸışŸladı, Zübeyde Hanım LJocuk Hastanesi’nde oyun odası yaptı ve LJobanlar Zafer İlkokulu’nda kütüphane kurdular.

akuAfyon Kocatepe ܜniversitesi EğŸitim Fakültesi öğŸrencileri, Topluma Hizmet Uygulamaları dersini kapsamında, kendi aralarında para topladılar. Bu paralarla, Afyonkarahisar Belediyesi Hayvan BarınağŸı’na 105 kilo köpek maması bağŸışŸladı, Zübeyde Hanım LJocuk Hastanesi’nin bir odasını oyun odası olarak tefrişŸ edip hastanede yatan çocukların hizmetine sundu, LJobanlar Zafer İlkokulu’nda ise bin kitaptan oluşŸan bir kütüphane kurdu. Zafer İlkokulu yöneticileri, kendilerine gösterilen bu örnek davranışŸtan ötürü AKǜ öğŸrencilerini kutlayarak, hayatlarında başŸarılar diledi.

Beyaz Gazete

Yuna için: “Yenik düştü kalbin kötülüğe, kötü insanların zehrine”

Koru Sitesi katliamıyla ilgili haberimizi okumuşsunuz, duymuşsunuzdur. Kim olduğu belirlenemeyen kişiler tarafından onlarca kedi, köpek, kuş, kirpi zehirlendi Nisan ayında. Tek suçları ise “varolmak”tı.
(İlgili haberleri okumak için buraya ve buraya tıklayabilirsiniz.)

IMG_7758
© Patipedia

Bu sayfada ölümsüzleştireceğimiz Yuna, onlardan yalnızca bir tanesi. Ailesinin ve çevresinin sevgilisi, en değerlisi. Kimseye zararı olmayan, sevgi dolu bir köpek. Ailenin üyesi, dostu, arkadaşı; adını her ne koyarsanız..

 

 

Yuna‘nın ailesinin acısını hissediyor ve paylaşıyoruz. Bir gün bir yerlerde yeniden buluşmalarını tüm kalbimizle diliyoruz.


Yuna’m,

Meleğim, sevgi dolu koca kızım,

“Köpek giren eve melek girmez” diyenlere cevabım, “Bize bu melek yeter, meleklerin en irisi en güzeli burada zaten” olurdu hep. Sen 2 yıl önce zorlu bir yolculukla geldin yanımıza. Otomobil, tren ve uçak yolculuklarının ardından aramıza katılmıştın. Dünya tatlısı, tombiş bir yavruydun. Seni öyle çok sevdik ki… Sen de bizi çok sevdin eminim. Kısacık ömrüne çok sevgi, arkadaş, dostluk sığdırdın. Seni tanıyıp da sevmeyen yoktu. Sen benim ve Erhan’ın canıydın. Senin oğlumuz Çınar ile oynayacağın günü hayal ediyorduk hep. O kadar güzel karşıladın ki Çınar’ın eve gelişini. Herkes tedirgindi, bebekle köpek aynı evde olur mu diyordu ama ben hiç tedirgin olmadım. Senin sevgi dolu bir melek olduğunu ben hep biliyordum.

© Patipedia
© Patipedia

Seni koruyamadık, seni kötü insanlardan, kalbinde sevgi olmayan canilerden koruyamadık. Bilemedik evimizin kapısının ardındaki dünyanın bu kadar kötü olabileceğini. Öyle üzgünüm ki… Özür dilerim kızım, özür dilerim kısacık yaşadığın için…

O kadar çok insanı ağlattın ki ardından. Daha önce hayvan sevgisi tatmamış insanları ağlattın. Erhan ne diyor biliyor musun? “Ailemi dağıttılar” diyor, sen aileden biriydin. Bizim bir tanecik kızımızdın. Seni hiç ama hiç unutmayacağız.

© Patipedia
© Patipedia

O kadar umutla bekledim ki kurtulmanı, eve gelişini hayal ettim hep. Geldiğinde “Aferin koca kızım, aferin sana güçlü kızım” diye sevecektim seni. Olmadı. Yenik düştü kalbin kötülüğe, kötü insanların zehrine.

Hafızama kazılmış öyle çok anımız var ki;

Hep yattığın yerden beni seyrederdin. Her eve gelişimde on yıldır görüşmüyormuşuz gibi hoplayıp zıplayarak karşılardın. İki dakikalığına bakkala bile gitsem aynı heyecanla karşılardın. Sevgin sınırsızdı.

İlk geldiğin gece sabaha kadar ağlamıştın, stresten ishal olmuştun ve bizim sesimizi duyduğunda sakinleştiğini fark etmiştik. Gece boyu seninle ilgilenmiştik ve sen sakin sakin uyuyabil diye Erhan ile saçma sapan konuşmaya çalışmıştık gece boyu :)

Dişlerinin değiştiği dönem, halı sahada deli gibi koşuşun, oburluğun, bir gün mutfağa girip bulduğun her şeyi yedikten sonra koca göbeğinle tekrar dışarı çıkamayışın, evimizin üst katına çıkıp duş jelleriyle oynayıp sonra korkudan merdivenlerden inemeyişin, seninle Sakintepe’ye gittiğimizdeki mutluluğun ve orda tam bir dağ köpeği olduğunu ispat edişin, halıya yatıp kendini sevdirmelerin, seni bahçeye her çıkarışımızda beni içeri alın diye yalvaran bakışların, kar yağdığında çok mutlu oluşun, kardan adamdan korkuşun :),ön bahçedeki ceviz ağacından düşen cevizleri kırıp yiyişin, arka bahçedeki kiraz ve elmaları yere düşer düşmez yiyişin, gezmeye çıkışlarımız, hamileyken seni her gezmeye çıkardığımda bana çok kibar davranışın, arabayı sevmen, Eskişehir’e yarışmaya gittiğimiz günü ve sonrasında yorgunluktan senin bütün gün uyuyuşun, sana banyo yaptırışlarımız, veteriner ziyaretlerimiz, ayağını incitişin, soğuk algınlığın ve kulak ve gözünün mikrop kapması, gece seninle uyuyuşumuz, sevgiye ve okşanmaya hiç doymayışın, tuvalet eğitimin sırasında durduğun büyük kafeste bir gün Erhan sana fazladan yemek verdiği için kakanı tutamayışın ve bundan duyduğun büyük üzüntü, eve her geldiğimizde sanki yıllardır görüşmüyormuşuz gibi bizi hoplayıp zıplayarak karşılaman, biz tatildeyken Umut’ta geçirdiğin günlerde bizi kapıda bekleyişin, davul sesinden korkup üst kata kaçışların, her gel otur dediğimde o kacaman gövdene aldırmadan kucağıma oturuşun, televizyon kumandasını yiyişin, ben koltukta otururken başını dizime yaslayıp beni seyretmen, ben mutfaktayken mutfağın kapısına yatıp gözünü hiç ayırmadan beni seyretmen, Çınar doğduktan sonra pizzacıya gidip beraber yemek yiyişimiz…..oooooffff bebeğim o kadar çok anımız var ki beraber ve daha nicelerini yaşamak için sabırsızlandım ben hep… Şimdi evdeyim ve artık alt kata inmek istemiyorum. Şu an alt kattan senin sesinin gelmesi gerekirdi. Dayanamıyorum bu sessizliğe, sensizliğe. Sana doyamadım güzel kızım. Umarım başka bir dünyada bir araya geliriz. Seni bir daha görebilmeyi, sana doya doya sarılabilmeyi öyle isterdim ki…

IMG_9290
© Patipedia

Kimin yaşayıp kimin öleceğine karar verebileceğini sanan insanlar seni zehirlediler kızım. Senden sonra göğsümün tam ortasına kocaman bir şey oturdu ve hiç kalkmıyor. Artık ne aldığım nefes, ne de yaşantım eskisi gibi değil. Seni düşünmediğim tek bir gün yok. Dilerim şimdi çok daha mutlusundur. Korkunca arkama saklanırdın, umarım şu an hiçbir şeyden korkmuyorsundur, huzurlusundur. Ben mi? Ben artık huzurlu değilim, her günüm seni özleyerek geçecek.

Senin bir çok insanda olmayan sevgiyle dolu bir kalbin vardı, dilerim senin kalbini durduran insanların da kalbine azcık olsun sevgi girsin.

Daha yaşayacağımız birçok yazımız, kışımız vardı; gideceğimiz tatillerimiz, yapacağımız seyahatlerimiz… Düşündükçe kafayı yiyecek gibi oluyorum! Her yer tüy oluyor diye söyleniyordum, şimdi evin böyle temiz oluşu canımı sıkıyor biliyor musun?

Yunam, canım… Seni çok ama çok sevdim ben, umarım bu kısacık ömründe sen de bizimle çok mutlu olmuşsundur. Tekrar bul beni olur mu kızım?

Nezaket


Köpeğiniz bir kahraman olabilir!

Köpekler, askeri ve polisiye görevlerin yanı sıra; yaşlı ve engellilere refakat, fiziksel ve zihinsel engelli bireylere rehabilitasyon, görme engelli vatandaşlara rehberberlik, psikolojik sorunlarda rehabilitasyon gibi hayati görevleri üstleniyorlar. Hatta bağımlılıkla mücadele gibi birçok alanda insanın yanında yer alabiliyorlar.

kah

Köpek Eğitmeni Göktan Eker; silahlı kuvvetler, emniyet ve arama kurtarma görevlilerinin yanında korkusuzca görev yapan patili dostlarımızdan daha pek çok alanda faydalanılabileceğini anlatıyor ve köpeklerin sokaklara terk edilmemesi için yetkililere önerilerde bulunuyor. Yurt içinde ve yurt dışında iş köpekleri konusunda yaptığı çalışmalarla tanınan, Polis ve Askeri Köpek Eğitimi konusunda uzman Göktan Eker’den Türkiye’nin kanayan yarası sokak hayvanları problemi sorununa bambaşka bir çözüm önerisi geldi.

Köpeğiniz kahraman olabilir, onu terk etmeyin!
İstanbul’da bir eğitim merkezine sahip olan Göktan Eker, köpek eğitimi üzerine ulusal ve uluslararası konferanslarda konuşmacı olarak yer alıyor. Kendi merkezinde öğrencilerine profesyonel köpek eğitmenliği dersleri veren Eker, köpeklerin çok daha etkin ve önemli işlerde kullanılabileceğini ve sokaklara atılan her bir köpeğin ülke ekonomisine maddi ve manevi zararları olduğunu belirtiyor.

Göktan Eker, “Halen uyuşturucu, patlayıcı veya benzeri insan hayatına zarar veren maddeleri bulan bir köpeğin yerine geçebilecek bir teknoloji yok. Bu konudaki kahramanlar halen köpekler. Bununla birlikte kayıp insanların bulunmasında köpekler oldukça etkili. Zihinsel ve fiziksel engelli kişilerin rehabilitasyonu için köpekler dünya çapında oldukça yoğun kullanılıyor. Uyuşturucu madde bağımlıları için uygulanan rehabilitasyon programlarında köpekler başrol almaya başladılar bile. Hatta son dönemde psikolojik rahatsızlıkların rehabilitasyonunda köpek sevgisi ile açılan pencereden doğa ile kaynaşma içerikli programlar oldukça revaçta.” ifadesini kullanarak “Köpeklerin sezgisel iletişim konusundaki başarılarının, iş dünyasının yönetimsel becerilerinin arttırılmasında ve kişisel gelişimde çok etkili oluyor. Özellikle yurt dışında şirketler çalışanlarına doğa ile içiçe mekanlarda köpek eğitim atölyeleri gerçekleştirip, hem çalışan motivasyonunu arttırıyor hem de liderlik ve takım ruhu ile ilgili eğitimler gerçekleştiriyorlar. Türk iş dünyası da bu konuda farkındalık sahibi olmaya başladı. Eğitim merkezimizde birçok firmayı ağırladık ve talepler her geçen gün artmaya devam ediyor. İnsanların köpeklerle iletişim kurduktan sonraki davranış değişimlerini görmeniz gerekiyor. Hatta köpeklerden oldukça korkan insanların eğitimden sonra evlerine köpek aldıklarına bile şahit olduk. Çalışanların kurtlar ve köpeklerin liderlik, görev bölüşümü, uyum ve birlikte çalışma mantıklarını anladıklarında ve bu bilgileri kendi iş dünyalarına yansıttıklarında görülen sonuçlar oldukça şaşırtıcı. Çalışanların Özellikle hayvanlar sayesinde vücut dilini ve ses tonunu doğru kullanma, sezgisel iletişim becerilerinin gelişmesi ise ayrıca patronları sevindiren özellikler olarak eğitim programlarımıza göze çarpıyor.” dedi.

Köpek sahibi olmadan önce eğitim şart
Köpek eğitmeni Göktan Eker, son dönemde sokaktaki köpeklere ve kendi köpeklerine dahi şiddet uygulayan insanların sayısının artmasının sebebi olarak bu konudaki eğitim eksikliğine vurgu yaptı. Köpek eğitimi programının sadece köpek eğitmeni adaylarınca alınmaması gerektiğinin altını çizen Eker, “Köpek sahibi olmak isteyenlerin köpek almadan önce eğitim almaları ve köpek sahibi olup olamayacaklarını anlamaları gerekmektedir.” diye konuştu.

Eker, sözlerine şöyle devam etti: “Köpek sahipliği adeta çocuk sahipliği gibidir. Her iki canlı da ilgi, sevgi ve bakım ister. Karşılıklı iletişim çok önemlidir. Köpeklerin sahipleriyle birlikte kaliteli zaman geçirmesi ve köpek-sahip ilişkisinin doğru inşa edilmesi, yani köpek sahibi olmak isteyen insanların bilinçli hale getirilmesi sokakta yaşayan hayvan popülasyonunu azaltacak unsurların başında gelmektedir. Köpek sahipleri için oluşturduğumuz eğitim programlarında köpek sahiplerinin köpeklerini daha iyi tanımaları ve mevcut sorunlarının giderilmesi için birbirinden eğlenceli ve eğitici programlar düzenliyoruz. Bununla da kalmayıp sahip-köpek ilişkisini yeniden inşa ederek, her iki tarafın da keyif alacakları bir uyum programı uyguluyoruz. Köpekleri sahiplerine eğittiriyoruz ve paylaşımları arttırıyoruz, köpeklerin de ailenin bir bireyi olduğu bilincini yerleştirmeye çalışıyoruz. Bu konuda belediyeler ve üniversitelerle işbirliklerimiz devam ediyor.”

Eğitimler eğlenceli ve teşvik edici olmalı

Köpek sahiplerinin birçoğunun bilinçsizce köpek edindiğini söyleyen Eker, özellikle sahip olunacak köpeğin cinsini belirleme safhasında sadece dış görünüşe göre yapılan tercihlerin büyük bir oranda hüsranla sonuçlandığını kaydetti. Eker, köpeklerin sadece bir iki senelik olarak düşünülmemesi gerektiğini, uzun bir dönemi göze alarak sahip olunmasının sosyal açıdan da önemli olduğunu belirtti. Bilinçsizce tercih edilen köpeklerin ileri dönemlerde bakımının külfetli hale gelmesinden ve benzer sebeplerden dolayı sokağa veya barınaklara bırakıldığını dile getirdi.

Köpek eğitimlerinin zorunluluktan öte, köpek sahipleri için eğlenceli ve öğretici etkinlikler olarak planlanmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Eker, kendi düzenledikleri eğitimlerde dünyada kullanılan en modern eğitim tekniklerin uygulandığını ve katılımcıların tedirgin olarak geldikleri merkezden ummadıkları kadar mutlu döndüklerine şahit olduklarını ifade etti. Bu eğitimlerin eğlenceli ve teşvik edici olmasının katılımın artmasını sağladığını ifade eden Eker, “Bu işe başladığımızda etrafımızdaki insan sayısı çok azdı. Ancak zamanla eğitimlerin ne kadar eğlenceli ve faydalı olduğu kulaktan kulağa yayıldı ve şimdi artık aileler çocuklarına, şirketler çalışanlarına ve eşler birbirlerine bu eğitimleri hediye etmeye başladılar bile. Bu ülkemizin köpek eğitimi farkındalığı için de güzel bir gelişme” dedi.

Sokak hayvanları nüfusunda büyük artış var
Bir çok Avrupa ülkesinde sokak köpekleri sorunu olmadığını vurgulayan Eker, “Uzun süredir sokak köpekleri sorunu ile uğraşan ülkemiz yerel yöneticileri halen köpeklerin bizzat kendisini sorun olarak gördüklerinden, bir türlü kalıcı çözümler üretememişlerdir. Zira bir kısmı yerel yönetimlerin dışında cereyan eden hatalar zincirinin, büyük ölçüde yerel yönetimlerce çözülmesi gerektiği algısı da topluma dayatılmış durumda. Önceleri ne yazık ki köpeklerin itlaf edilmesi yöntemleri benimsenmiş iken, ilerleyen dönemlerde özellikle hayvan severlerin baskısı ve AB uyum yasaları sebebi ile itlaf uygulaması ‘resmi’ olarak kaldırılmış, yerine barınak adı altında adeta köpek toplama kampları kurulmuştur. Daha sonraları sokak hayvanı yaşam merkezleri kurularak, köpeklerin refahı bir nebze de olsa arttırılsa da, kısırlaştırılan köpeklerin birçoğunun ormanlık alanlara bırakıldığı, hayvan severler tarafından da düzenli besleme ve bakım uygulamalarının yapıldığını görüyoruz. Ancak ne yazık ki halen sorun çözülmüş değil. Köpeklerin sokaklara düşmesinin önüne halen geçilemediği aşikar. Ülkemizdeki vahim durumu anlatırken, Avrupa ülkelerinde hiç sokak köpeği olmadığı, hiç barınak olmadığı sonucu çıkmasın. Tabii var, ama bir köpeğin barınağa gelmesi ve hayvan severler tarafından rehabilite edilerek sahiplendirilmesi o kadar hızlı bir süreçte ilerliyor ki, o yüzden sokaklarda köpek göremiyorsunuz. Hatta birçok barınak, sahipleri tarafından iyi bakılamadığı veya kötü davranıldığı için el koyulan köpeklerle dolu.” şeklinde konuştu.

Tarım Bakanlığı zorunlu mikroçip uygulaması başlatmalı
“Yavru iken sevimliliği sebebi alınıp bakılamayan veya karne hediyesi olarak satın alınan, sıkılınca ilgilenilmeyen ya da büyüdükçe ırk kalitesinden uzak olduğu anlaşılan köpeklerin ormanlara salındığını gözlemliyoruz. Ayrıca bilinçsizce üretilen ve satılamayan köpekler nedeniyle de sokak köpeği sorununun gün geçtikçe içinden çıkılamayan bir hal alıyor” diyen Eker, Tarım Bakanlığı yetkililerine şöyle seslendi:
“Köpek üretimi konusunda Tarım Bakanlığı’nın günümüz şartlarına uygun düzenlemeler yapması gerekiyor. Gerekli düzenlemelerin yapılmamış olması, beraberinde sokak köpekleri sorununu da ortaya çıkarıyor. Bu durum köpek tedariki konusunda yurtdışı bağımlılığı da getirmiş durumda. Köpek satıcılarının, ürettikleri veya sattıkları köpekleri ilgili ırk dernekleri veya köpek ırkları federasyonuna kayıtlı hale getirmeleri zorunlu olmalı, mikroçip numarası ve alan kişinin TC kimlik numarasının eşleştirildiği bir database üzerinden ilgili bakanlığın taşra teşkilatına giriş yapmaları gerekmektedir. Aslında bu mekanizma otomatik olarak bir denetim ağının oluşmasını sağlayabilir. Bununla birlikte köpek almak isteyenlerin öncesinde gittikleri kursun belgesi olmadan köpek sahibi olamamaları da mekanizmaya eklenince çok kısa zaman zarfında sorunun çözümünde belirgin adımlar atılmış olur. Köpeklerin el değiştirmeleri durumunda; hazırlanacak veri tabanı sayesinde ülkedeki köpek hareketliliği kontrolü sağlanmaya başlayacaktır. Bunun dışında; terk edilen köpekler için de üzerine kayıtlı olduğu TC kimlik numarası üzerinden işlem yapılabilecektir. Tüm bunlara rağmen, bakılamayan ve yaşam merkezlerine terk edilen köpeklerin en az iki yıllık temel masrafları da terk eden köpek sahibinden düzenli olarak tahsil edilerek, gerekli kaynaklar da yaratılmış olur. Bu aşamada hediye olarak köpek almak, sıkılınca bırakmak gibi köpekleri değersiz kılacak tüm davranışlarında önüne geçilmiş olur.”

Eker, altyapısını hazırlamadan Petshop’ları yasaklamanın internetten köpek satışında patlama yaşanmasına neden olduğunu kaydederek “ Yani yasaklama herhangi bir çözüm olmadı. Köpek satışının köpek çiftlikleri ve pesthoplarda yapılmaya devam etmesi, mikroçipsiz ve seceresiz köpek satışının yasaklanması, denetimin daha da arttırılması bence daha doğru bir uygulama olurdu. Bununla birlikte Tarım Bakanlığı’nın köpek üreticisi ve yetiştiricilerini teşvik edecek bir planının da olması son derece elzem. Böylece sokak köpekleri sorununu ortadan kaldırabilir, belki de hayat kurtaracak köpeklerimizin sokaklara bırakılmasını engelleyebiliriz.” diye konuştu.

İHA

Gümrük Bakanlığı, Açık Artırmayla ‘Köpek Ve Dana’ Satacak

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’na bağlı Edirne Tasfiye İşletme Müdürlüğü, alkollü içecek, köpek ve dana satacak.

gggResmi Gazete’nin bugünkü sayısında yayımlanan ilana göre, Edirne Tasfiye İşletme Müdürlüğü’nce satışa esas bedeli 2 bin 124 TL ile 101 bin 641 TL arasında değişen; alkollü içeçek, köpek ve dana dahil bazı satış işlemleri açık artırma suretiyle, Edirne Tasfiye İşletme Müdürlüğü Hizmet Binası Kapıkule Gümrük Kompleksi J1 Binası Kapıkule/Edirne adresindeki ihale salonunda 27 Mayıs 2015 tarihinde saat 10.00’da gerçekleştirilecek. Açık Artırma Yöntemiyle Eşya Satış Şartnamesi ve ekleri 10 TL bedel karşılığı Edirne İşletme Müdürlüğü ile Bölge Müdürlüğünden alınabilecek.

Kamu gündemi

Yaşam düşmanı yargılansın!

Öğrenciler, Ege Üniversitesi’nde (EÜ) kampüs içinde 14 köpeği zehirleyerek öldüren elektrik teknisyeni L.S.’nin yargılanmasını istiyor.

dddddd

Ege Üniversitesi’nde (EÜ) Elektrik ve Elektronik Mühendisliği Bölümü’nde elektrik teknisyeni olarak görev yapan L.S, 15 Mayıs günü zehirli etlerle 14 köpeği öldürdü. Öğrencilerin şikâyeti üzerine L.S gözaltına alındı ve karakolda, “Ben yapmadım, sadece köpeklere mama verdim” ifadesini verdikten sonra serbest bırakıldı. Öğrenciler köpek öldürmenin insan öldürmekten farksız olduğunu belirterek, L.S.’nin cezalandırılması için 10 gündür mücadele ediyor. Öğrenciler son olarak köpekleri öldüren kişinin yargılanması ve hayvanlara yönelik suçlarda yasal düzenlemelerin yapılması için imza kampanyası başlattı.

EÜ’de ne oluyor?

İmza kampanyasını başlatanlardan Azad Zengin, EÜ’nün son zamanlarda eğitim alanında elde ettiği başarılarla değil, baskıcı, yasaklayıcı, kısıtlayıcı ve her alanda uyguladığı “faşist” yaptırımlarla anılmaya başladığını savundu. Son olarak üniversitenin 14 köpeğin öldürülmesiyle gündeme geldiğini kaydeden Zengin, L.S.’nin yargılanmasını sağlamak için mücadele etmeye devam edeceklerini söyledi.

‘Cinayetin cezasını çekmeli’

Kendisininde evde köpek beslediğini hatırlatan Beniz Ertürk ise, hayvanlara yönelik eziyet ve cinayetleri kabul etmediklerini söyledi. Ertürk, “Köpeklerin katledildiğini öğrendiğimiz günden itibaren neredeyse hiç durmadık. Yaşanan olayın üzerinden 10 gün geçti ancak bunu yapan kişi belli olmasına rağmen karakola gidip ‘ben yapmadım ben köpeklere mama verdim’ deyip elini kollunu sallayıp çıkabiliyor. İşlediği cinayetlerin cezasını çekmesini istiyorum” diye konuştu.

‘Yasalar yetersiz’

Bir diğer öğrenci Duygu Zengin ise EÜ yönetiminin öğrencilere yönelik baskıcı tutumuna dikkat çekerek, her yaptıkları eylemin ardından soruşturma açıldığını son olarak öldürülen köpekler için yaptıkları eylemden dolayı soruşturma açılmasını beklediklerine işaret etti. Hayvanlara yönelik suçların cezasız kaldığını ve bu konuda yeterli düzenlemenin olmadığına vurgu yapan Zengin, “Katilin serbest bırakılmasına şaşırmadım. Hayvanlara dair olan yasalar yeterli değil, var olanlar da zaten uygulanmıyor. Davanın takipçisi olacağız. Kampüste birlikte yaşadığımız hayvanların yaşam koşulları için de elimizden geleni yapacağız” dedi.

Özgür Gündem

Pakistan’da Onlarca Köpek Öldürülüp, Kireçli Suya Atıldı

Başıboş köpeklerin insanlara saldırması üzerine onlarca köpek sokak ortasında öldürüldü. Zehirlenen köpekler sağa sola saçılırken ortaya korkunç manzara çıktı.

33

Pakistan’ın Karaçi şehrinde toplu köpek infazı yapıldı. Başıboş köpeklerin insanlara saldırması üzerine köpeklerin öldürülmesine karar verildi. Karaçi’de artan kuduz köpek saldırıları üzerine böyle bir karar aldıklarını belirten yetkililer, son zamanlarda başı boş köpek sayısında muazzam bir artış olduğunu söyledi.

KİREÇLİ SUYA ATILDI

Belediye ekiplerinin zehirlediği köpekler sağa sola saçılırken ortaya korkunç manzara çıktı.
Öldürülen köpekler çöp arabalarınca alınarak kireçli kuyulara atıldı.

350 köpek çöplüğe terk edildi

İzmirli avukatlar Senih Özay ve Sibel Bilge, Çevre ve Orman, Tarım ve Köy İşleri ve İçişleri Bakanlığı’na başvurarak Çeşme çöplüğüne 350 cins köpeğin terkedildiğini, vakit geçirilmeden bunların koruma altına alınmasını, sorumluları hakkında da Cumhuriyet Savcılığı’nca işlem yapılması isteğiyle başvurdu

vv

Çevre ve insan hakları konularındaki çalışmalarıyla tanınan avukat Senih Özel ile Sibel Bilge adına yapılan başvuruda özellikle yazlık beldelerde yaz sonunda terkedilen köpeklere dikkat çekildi. Çeşme’de yaz tatillerini geçirmek üzere gelen insanların konut ve bahçelerinde, korucu olarak aldıkları köpekleri tatil bitiminde sokağa terkettikleri, bu nedenle Çeşme çöplüğünde şu anda 350 adet cins köpeğin yaşam mücadelesi verdiği belirtildi.

Çevre ve Orman, Tarım ve Köy İşleri, İçişleri Bakanlıkleri, İzmir Valiliği, Çeşme Kaymakamlığı, Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Çeşme Belediye Başkanlığı, Cumhuriyet Başsavcılığı, Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurumu, Radyo Televizyon Üst Kurul Başkanlığı’na gönderilen yazıda 5199 Sayılı Hayvanların Korunması Kanunu’nu hatırladı. Çeşme’de çöplüğe adılan 350 adet cins köpeğin kanun gereği zaman kaybetmeksizin koruma altına alınması ve bunları atanlar hakkında cezai soruşturma ylapılması istenen başvuruda, “Denetim organlarınca bu olgunun etraflıca araştırılmasını, yasal, idari para cezasal müeyyidelerin uygulanmasını, tarafımıza 2577 sayılı İYUK gereğince 60 gün içerisinde yanıt verilmesini, elde edilen sorumlular hakkında idari ceza uygulanırken, bir yandan da Cumhuriyet Başsavcılıklarınca da soruşturma yapılması ve cezalandırılmalarına karar verilmesini talep ediyoruz” denildi.

BELGESEL OLUYOR

Öteyandan Çeşme’de ömrünü hasta hayvanları tedavi ederek yaşamlarını sağlamak için vakfeden Alleene çiftinin yaşamları belgesel oluyor. Ege Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo- Televizyon Sinema Bölümü öğrencileri Aydın Gündoğdu ve Ahmet İnaltun; hocaları Prof. Dr. Alev Fatoş Parsa ve Ar.Gör Gaye Yiğit’in rehberliğinde Çeşme çöplüğünde köpekler ve sakat hayvanlarla birlikte geçen yaşamı belgeliyor. Lucie Alleene ve Marc Christian Alleene hergün çöplük hayvanların gıda ve su ihtiyaçlarını karşılayarak onları hayatta tutma çabası gözler önüne seriliyor.

DHA

Türkiye’den Sahiplendiği Köpeğe 3 Yıldır Gözü Gibi Bakıyor

İtalyan tenisçi Enrico Becuzzi, 2012 yılında Antalya Belek’te katıldığı turnuva sırasında rastladığı ve zor şartlarda sahiplendiği sokak köpeğine, 3 yıldır kendi evindeki diğer köpekle birlikte adeta gözü gibi bakıyor.

turkiye

Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde düzenlenen ATP Challenger Turnuvasına katılan 42 yaşındaki İtalyan tenisçi Enrico Becuzzi, 2012 yılında Antalya’da yaşadığı bir hadiseyi anlattı. Belek’te katıldığı turnuva sırasında gördüğü bir sokak köpeğini sahiplendiği süreci aktaran Becuzzi, kendi köpeğine benzeyen sokak köpeğini zor şartlarda İtalya’ya götürdüğünü söyledi. Becuzzi, “2012 yılında Antalya Belek’te 10 bin dolar ödüllü turnuva benim için iyi gitmedi. Maçlarım ve kondisyonum açısından hayal kırıklığına uğradığım sırada ikinci mağlubiyetimi aldıktan sonra antrenman yapmak için kortların olduğu bölgeye geldim ve siyah bir köpek gördüm. Evimde de ‘Sophie’ adında bir köpek besliyorum, ona benzediği için çok şaşırdım. Çok hoş bir köpek olduğunu gördükten sonra biraz sevmek istedim. Sevdikten sonra ‘onu sahiplensem nasıl olur acaba’ diye düşündüm. Sophie’ye çok iyi bir partner olacağını düşündüm. Üzerini temizledim ve otele götürmek istedim, ancak otelin resepsiyonundan içeri almadılar. Taksi ile içeri almak istedim, ancak taksi gelmeyince köpek kaçtı. ‘Kaderimde onu sahiplenmek yok demek ki’ diye düşünüp odama geçtim. Balkondan bakarken orada olmadığını fark ettim. Hava karardığında tekrar kortlara gidince köpeği yeniden gördüm. Ona, ‘Bu senin şansın’ dedim. 3 gün sonra İtalya’ya dönüyordum. Bir veteriner ile görüştüm. Köpeğin İtalya’ya götürülebilmesi için 3 ay karantina altında kalması gerektiği söylendi. Bu süreçlerin içerisinde köpeğin konaklama, yeme-içme masraflarını karşıladım ve 3 ay sonunda Antalya’ya başka bir turnuva için geldim. Uygun bir zamanda veterinere giderek köpeği ziyarete gittim, onu görünce çok duygulandım. Köpeğin karantina süreci tamamlanmayınca İtalya’ya geri döndüm. Başka bir turnuva için Mersin’e geldim. Turnuva bittiğinde köpeği aldım ve aktarma ile İtalya’ya gittim. Köpeğin ismini sevdiğim basketbol oyuncusu Ray Allen’den yola çıkarak ‘Ray’ koydum” dedi.

Üç yıldır severek baktığı iki köpeğinin çok iyi geçindiğini kaydeden Becuzzi, “Şimdi Ray ile Sophie mutlu bir hayat sürüyor. Köpeğin ne kadar şanlı olduğunu düşünüyordum ancak şimdi ben ne kadar şanslı olduğumu düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Öte yandan Anadolu Üniversitesi Spor Bilimleri Fakültesinde Öğretim Görevlisi Serkan Berber, sokak köpekleri yararına zaman zaman kampanyalar düzenleyerek onlara kulübe yapılması, mama alınması ve beslenmesi gibi faaliyetlerde bulunduğunu, İtalyan sporcu ile bu konularla ilgili görüşmesi sonrasında, ilerleyen aylarda sokak köpeklerinin beslenmesi ve barınması ile ilgili yardımda bulunacağı sözünü aldıklarını dile getirdi.

Haberler.com

Güzel iş, iyi para

Batılı ülkelerde harçlığını çıkarmak isteyen gençlerin ve boş zamanını değerlendiren emeklilerin yaptığı köpek gezdiriciliği ciddi miktarda para kazanılan bir mesleğe dönüştü.

29582208

Birçok köpek sahibi hayvanlarına yeterince zaman ayıramazken, son yıllarda giderek yayınlaşan köpek gezdiriciliği bir sektör haline geldi. Bu durumu fırsata çevirenler, özel şirketler açarak özellikle zengin ve köpekleriyle ilgilenmek için zaman bulamayan kişilerden müşteriler kazandı. Köpek gezdiricileri, İngiltere’de hemşirelerden fazla kazanıyor. İngiltere’de Direct Line adlı hayvan sigortası şirketinin yaptırdığı araştırmaya göre köpek gezdiricileri yılda yaklaşık 26 bin 500 sterlin (107 bin TL) kazanıyor.

ULUSAL GELİRDEN DAHA YÜKSEK

İngiltere’de çalışanların ortalama yıllık ulusal geliri ise 22 bin sterlin (89 bin TL). Köpek gezdiricileri saat başına 11.50 sterlin alıyor. Manchester’da ev hayvanlarına hizmet için bir şirket kuran Nicola Davies ve Richard Teesdale, dolaştırmaya çıkardıkları her köpek için saat başına 12 dolar alıyor. Şirket tatile gidip köpek ya da kedilerini yanında götüremeyen kişilerin de hayvanlarına günde 23 dolar karşılığında barınak sağlıyor.

Hürriyet