Bir kürdan ile bir köpeği kurtar

Dünyada 800 milyon insan açlıkla savaşıyor ama 6 milyar kişiyi doyuracak kadar yemek çöpe gidiyor. TBMM ve bazı kuruluşlar harekete geçti ama acaba bizler ne yapıyoruz? Lokantada tabağınıza atmayacağınız bir kürdanla bile sokak hayvanınlarının hayatını kurtarabileceğinizi biliyor musunuz?

270620152125193636661_3Ramazan ayı, hayatımızı devam ettirmemizi sağlayan yemek eylemini frenlemekle, nefisle ilgili. Nefsine hakim olmak Müslümanlığın en önemli  kurallarından. Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir” sözünü bilmeyen var mı Hz. Muhammed’in.

İşim yemek. Belki de en önemli haftaların içindeyim mesleğimle ilgili. Öyle ya, her köşede birbiri ile yarışan iftariyelikler, sahur için tok tutan öneriler ve okuyuculardan da beklentiler varken.

Şahsen merakım iftarda ne yiyelimden çok, tüm sene içinde yediğinizin ne kadarını başkalarıyla paylaştığınızla, ne kadarını çöpe attığınızla ilgili. Mesela aç kaldığınız saatler size dünyanın başka bir köşesindeki açları hatırlatıyor mu?

Daha yakına gelelim. Hani dün pide yerken, bacağınıza sürtünen o minik kedi? Başını mı okşadınız yoksa itelediniz mi? İlkini yaptıysanız bu yazıyı okuyun. İkinciyi yaptıysanız çok yolunuz var, bu yazı yetmez. Sizi bir lokantada ne keyiflendirir? Ben tabağımdan ilk lokmayı alacakken, tam o sırada gözüme ilişen aç bir köpek veya kediye lokmamı vermekten keyif alırım. Sonrasında huzurla karnımı doyurmaya başlar sohbetten bin kat daha fazla zevk alırım. Eğer masamda “Tabakta kalan yemekleri hayvanlarla paylaşıyoruz” bilgisi varsa zaten o gittiğim lokanta benim için yıldızlı oluyor. Elbette çöpe atılan yemeklerin hayvanların sorunlarını çözebilecekleri doğrudur ama aç insanlar için de başka ve sağlıklı çözümler gerekiyor.

MECLİS’TEN MÜTHİŞ BİR KARAR

Geçtiğimiz hafta TBMM’den müthiş örnek bir karar çıktı. Bundan böyle Meclis, kalan yemeklerini çöpe atmayacak, hayvanlarla paylaşacaktı. Meclis’ten beklediğimiz hayvan hakları yasaları henüz şahane değil ama bu davranış gerçekten şahane oldu. Ayakta alkışlıyor, sözü; otelcilik, alış veriş merkezleri, büyük market zincirleri içinde tüm Türkiye’ye örnek olacak markalara bırakıyorum.

Onlar attıkları yiyeceklerin farkına varmış, bundan rahatsızlık duymuş ve hayvanların karınlarını doyurmaya karar vermiş markalar. Sanırım bir yıl kadar önceydi. Barınak gönüllüsü arkadaşlarımın feryadına aracı olmaya çalışmıştım. Yaklaşık bir ay boyunca eksiksiz tüm makarna ve ekmek fabrikalarını şahsen aramıştım. Bir tanesi hayvanat bahçesi ile anlaşmalıydı, bir diğeri de atıkları galeta olarak değerlendirdiğini söyledi, çoğu bin dereden su getirdi.develi

Elimde koca bir sıfır vardı. Yani taşın altına elini koymadıklarının canlı şahidi olmuştum. Bu iş kolay değil iyi biliyorum ama sistem kuruldu mu kararın altına imza atan rahat uyur.

Develi Restaurant’a teşekkür etmeliyiz. 2012 senesinde kar kış kıyamette 5 günde tam 1 ton yiyecek toplayarak bu işe öncülük etti. Yardımları kesintisiz hala devam ediyor. Dileğim hiç bir yemeğin çöp olmaması, tüm markaların da bu işletmelerden feyz alması.

BARINAK GÖNÜLLÜSÜ FERHAT DOĞAN’DAN ÖNEMLİ BİR RİCA!

Ormanlık alanda yaşayan köpek gruplarının bazı hayvanseverler tarafından büyük ebatlı kemikler ile beslenmeye çalışılmasından şikayetçi. Hayvanlar büyük kemikleri hızlı yiyemediği için aralarında kavga çıktığını, bu sebepten çok fazla köpeğin öldüğüne şahit olduğunu söylüyor “Lütfen bu tip alanlarda hayvanlara büyük ve kalın kemik vermeyiniz” diyor.

MİNİ HAYVANAT BAHÇESİ İLE EKMEĞİN ÇÖP OLMASINA SON!

Ramazan Bingöl Et lokantası ise ilginç bir yöntem geliştirmiş. Tabakta etlerin neredeyse hiç kalmadığını en çok ekmek ve yeşilliğin çöp olduğunu belirtiyorlar. Üç şubelerinde; tavşan, keçi gibi hayvanlarla keyifli küçük birer çiftlik yaparak hem bu malzemeleri çöpe atmaktan kurtardıklarını hem de çocuklara hayvan sevgisini aşılamaya çalıştıklarını belirtiyorlar.

LÜKS MEKANLARDAN SOKAĞA SERVİS

FSG (Four Seasons Gönüllüleri), 40 kişilik ekibinin 10 kişisiyle hayvanlar ile ilgili başlık altındaki organizasyonlar düzenliyor. 11 ayrı organizasyondan 700 kg yemek toplamışlar.  Projeye katılan Osmani Restaurant, yenilebilecek gıdaları tabaklardan ayırtma bilincinden, barınak gönüllüleri gelene kadar yemekleri soğuk zincirde tutmayı iki senedir başarıyor. Müşterilerden en büyük ricaları tabaklara kürdan, plastik gibi maddeler atmamaları. HAYTAP’ın özverili çabasıyla Migros’un işbirliği çerçevesinde tüm Türkiye genelinde başlayan bu yardım ağına her geçen gün yeni bir Migros şubesi ekleniyor. Cevahir AVM, yemek katlarında artan yemekleri özel bir ayrıştırma işleminden geçirdikten sonra Şişli Belediyesi aracılığıyla hayvan barınaklarına gönderimini sağlıyorlar.

PETA’dan CBS’in Yeni Dizisi Zoo’ya Büyük Tepki!

Dünyaca ünlü hayvan hakları savunucuları organizasyonu PETA, CBS’in bugün prömiyerini yapacak Zoo isimli dizisine karşı savaş açmış durumda.

598896James Patterson’ın aynı adlı çok satan romanından TV’ye uyarlanan Zoo, artan vahşi hayvan saldırılarını konu alıyor. Dizide, bu saldırılar yıllarca doğanın düzenini alt üst eden insanoğluna karşı bir başkaldırı gibi anlatılıyor.

PETA’nın diziyi protesto etmesinin sebebiyse, Zoo’da izlediğimiz/izleyeceğimiz hayvanların gerçek olması… Fragmanda izlerken bile yürekleri ağza getiren vahşi hayvanlar dizi için bilgisayar efektiyle yaratılmadılar. Aksine, eğitimcileriyle birlikte oyuncuların yanındalar ve performans gösteriyorlar. PETA’ya göre bu durum hayvan haklarına karşı. Çünkü dizide kullanılan hayvanlar özellikle vahşi doğaya ait canlılar ve onları set ortamında bir şekilde rol yapmaya zorlamak acımasızca.

Dizinin başrol oyuncusu James Wolk ve yapımcı Scott Rosenberg, hayvanların eğiticimleriyle birlikte sette bulunduğunun, gerçek hayvanlarla çalışmanın oyuncu için de inanılmaz bir deneyim olduğunun ve kesinlikle hayvanlara zor kullanılmadığının altını çizdiler.

Dizinin fragmanını izlemek için buraya tıklayınız.

Beyaz Perde

Tüfekle köpek öldüren adamın cezası belli oldu

Edirne’de inşaat şantiyesindeki bekçi köpeğine av tüfeğiyle 5 el ateş ederek öldüren 41 yaşındaki Yüksel Kuança hayvan koruma kanunu gereğinde 1002 lira idari para cezası kesildi. Edirne Hayvanları, Doğayı Koruma ve Yaşatma Derneği üyeleri ise eylem yaparak Kuança’nın tutuklanması gerektiğini savundu.

edKıyık Caddesinde bir inşaatın bekçi köpeği, önceki gün Yüksel Kuanç tarafından av tüfeğiyle 5 el ateş edilerek öldürüldü. Şantiye görevlilerinin ihbarı üzerine gelen Edirne Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şubesi ekipleri, aynı gün Kuançı güvenlik kameralarından kimliğini tespit ederek gözaltına aldı. Cumhuriyet Polis Merkezinde ifadesi alınan Kuanç köpeği kendisini ısırdığı ve oğluna saldırdığı için öldürdüğünü söyledi. Tasması olmayan köpeğin bağlanması için daha önce şantiye görevlileriyle defalarca konuştuğunu anlatan Kuanç, Tasması ve aşıları olmayan köpek 11 yaşındaki oğlum ve bana saldırdı. Bu köpek beni ısırdı, şu anda yaralıyım. Beni ısırdıktan sonra oğluma yöneldi parçalayacaktı. Defalarca söylememe rağmen bunu bağlamadılar. Canıma kast etti, öfkeme yenik düştüm. Onu vurduğumda oruçluydum. Bu mübarek Ramazan gününde beni iki türlü günaha soktu. Benimde hayvanlarım var, pişmanım elbette. Günah sahibi oldum. Ben o bölgede 2 yıldır geri dönüşümü olan malzemeleri toplayıp geçimimi sağlıyorum. Okullar tatil olduğu için gezdirmek amaçlı yanıma oğlumu da almıştım. Motosikleti oğlum kullanıyordu. Tüfek rahmetli oğluma aitti. Kullanmasını da bilmiyorum, tetiğe basınca ateş aldı diyerek kendisini savundu.

1002 lira para cezası kesildi

İfadesinin ardından serbest bırakılan Yüksel Kuanç hakkında Edirne Cumhuriyet Savcılığı soruşturma başlatırken, Orman ve Su İşleri Edirne İl Şube Müdürlüğü tarafından Yüksel Kuança av tüfeğiyle köpek öldürdüğü gerekçesiyle 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu kapsamında 1002 lira idari para cezası kesildi.

Hayvanseverler tutuklanmasını istiyor

Olay, hayvansever derneklerini de ayağa kaldırdı. Kuançın köpeği öldürdüğü anı gösteren güvenlik kameralarının sosyal paylaşım sitelerinde yayınlanması üzerine yoğun tepki oluştu. Edirne Hayvanları, Doğayı Koruma ve Yaşatma Derneği üyeleri de trafiğe kapalı olan Saraçlar Caddesinde bir araya gelerek Kuançın tutuklanması için eylem yaptı. Dernek adına konuşan Gülçiçek Korkut, Kuançın cezaevinde olması gerektiğini ifade ederek, Kendisini ısırdığı için köpeğe bilenen bir ısırığa bir hayat şeklindeki formüle ettiği çarpık adalet duygusunun motivasyonuyla yanıp tutuşan ve ondan bu şekilde intikam alan Kuanç, bunu yaparken yanında 10 yaşında oğlu vardı. Şu an aramızda dolaşan Yüksel Kuanç suçludur. Evlatlarımızı bu şahsın bulunduğu bir parkta oynatır mısınız? Oğlunun güneşlenmesine, futbol oynamasına izin verir misiniz? Hurdacı olduğunu söyleyen bu şahsın eskileri alıp götürsün diye 5 dakikalığına da olsa evinize sokar mısınız? Ona bir şey anlatma, onu ikna etmek, bir mesele hakkında tartışma cesareti gösterebilir misiniz? Bu adamın yeri sizin yanınız mı, yoksa hapishane mi sizce? O hapisteyken hepimiz, hatta kendi ailesi bile daha güvende olacak, eminiz dedi.

“Cinayeti işleyen aramızda dolaşıyor”

Eyleme katılan CHP’nin Edirne Milletvekili Okan Gaytancıoğlu da Yüksel Kuançın tutuklanması ve toplumdan dışlanması gerektiğini ifade ederek, Bu ülkede herkesin yaşamaya hakkı var. Bitki, hayvan ve tüm canlıların. Elimizden ne geliyorsa yapmak zorundayız. Öğrendim ki, bu cinayeti işleyen insan aramızda geziyor. Biz bunu toplumdan dışlamalıyız. Elimizden ne gelirse yapmalıyız. Herkesin bu doğada yaşama hakkı var. Bu konunun yakından takipçisi olacağım şeklinde konuştu.

Köpekleriyle yürüdüler

Edirne Hayvanları Doğayı Koruma ve Yaşatma Derneği üyeleri açıklamaları yanlarındaki köpekleriyle ve ellerinde “köpek katili serbest. Niçin?”, “hayvan, insan fark etmez cinayet, cinayettir”, “köpek katili tutuklansın”, “silahlar pompalılar yasaklansın”, “katiller aramızda dolaşıyor”, “hayvanı öldürmek kabahat değil, suçtur” yazılı dövizler taşıyıp sloganlar attı.

Yeni Şafak

Teknoloji: Kalp ritmi ile fotoğraf çeken köpek

Dünyanın ilk fotoğrafçı köpeği unvanına sahip olan bu köpek, kalp ritmi ile fotoğraf çekiyor.

grGünümüzde akıllı telefonların kameraları, profesyonel kameraları aratmayacak seviyeye görüntü sağlarken hemen hemen herse fotoğrafçı oldu ve günde en az onlarca fotoğraf çekiyor. Bu insanların genel davranışlarına baktığımızda ise genel olarak hayvan fotoğrafları çektiği gözlemleniyor.

İnsanlar hayvanları gördüğünde heyecanlanıp onların belki en masum belki de en komik hallerini çekmeye çalışırken durumu tam tersinden düşündüğümüzde bir köpek fotoğrafçı olsaydı neler çekerdi merak ediyor musunuz?

Bunu hayal eden Nikon kalp ritmi entegreli bir fotoğraf makinesi üreterek oldukça ilginç kareler yakaladı. Grizzler adını taşıyan bir köpeğin göğsüne takılan fotoğraf makinesi, Grizzler’ı en çok heyecanladıran anlarda yani kalp ritmi yükseldiğinde bir kare alarak bizlere bir köpek fotoğrafçı gözünden dünyayı gösterdi.

Grizzler’ın dolaşırken en çok heyecanlandığı kareleri görmek için aşağıdaki videoyu izleyebilirsiniz.

Silikon Vadisi

 

FBI’dan hayvan istismarına karşı alınan önlem ve arka planı

FBI yaptığı yeni düzenlemeler ile hayvan istismarını; cinayet, insan kaçırma ve kundaklama gibi en yüksek suçların seviyesine yükseltiyor.

Araştırmalara göre, hayvanlara işkence eden ve öldüren gençlerin hayatlarının daha ileriki dönemlerinde toplumun içerisinde de şiddet eğilimleri gösterme oranları çok yüksek. FBI yaptığı yeni düzenlemelerle, daha önceden “diğer suçlar” kategorisine koyarak küçümsediği hayvan istismarı; artık cinayet, insan kaçırma ve kundaklama gibi en yüksek suçların seviyesine yükseltiliyor.

aaa

Düzenlemenin yapılma sebebi, hayvanlara uygulanan şiddet dolu eylemlerin, o insanın psikolojik durumunun ne denli kararmış olduğunu belirlemede uyarıcı bir özellik taşıması. Bu kapsamda hayvanlara uygulanan şiddet farklı kategorilerde değerlendirilecek. Basit bir ihmalden tutun, hayvan tecavüzlerine ve hayvanlara yapılan işkencelere kadar bütün eylemler artık ciddi suçlar kategorisine girecek.

Canlılığını duygularıyla ve tepkileriyle açık bir şekilde belirtebilen hayvanlara bir insanın şiddet uygulayabilmesi, bundan sonra FBI kanunlarına göre psikopatlığın uyarıcı belirtileri arasında yerini alacak ve bu suçu gerçekleştirmiş gençlere psikolojik tedavi alarak içlerindeki baskın şiddet duygusundan kurtulma imkanı verilecek.

Vakalar incelendiğinde Amerika’daki seri katillerin çoğunun hayat hikayesinde, daha önceden köpeklerin, kedilerin veya kurbağaların kafalarını kazığa saplamak gibi olaylar gözlemlenmiş. Amerika’da bilinen bir seri katil olan Albert DeSalvo da kedi ve köpekleri ahşap kutulara koyup, kutulara ok atarak onları öldürmüş.

albert
Amerika’da bilinen bir seri katil olan Albert DeSalvo da kedi ve köpekleri ahşap kutulara koyup, kutulara ok atarak onları öldürmüş.

Kanada’da yaşanan bir olayda ise durum aynı. Kedilere nasıl eziyet ederek öldürdüğünü YouTube üzerinden paylaşan Luka Magnotta hakkında Los Angeles merkezli hayvan hakları derneği Last Chance for Animals (Hayvanlara Son Şans), tutuklanmasını ve yargılanmasını sağlayacak bilgiyi verene 7 bin 500 dolar ödül vereceğini açıklamıştı. Ancak Magnotta’ya karşı herhangi bir önlem alınmamış, sonuç olarak da Concordia Üniversitesi Mühendislik Fakültesi’nin bilgisayar bölümünde okuyan 33 yaşındaki Çinli öğrenci Lin Jun’u öldürdükten sonra parçalara ayırmış, bir kısmını yemiş, nekrofili eylemleri uygulamış ve en sonunda da kalan parçalarını başta ilkokullar olmak üzere bazı Kanadalı siyasetçilerin ofislerine postalamıştı.

1883’te dünyaya gelen Peter Kürten ya da herkesçe bilinen adıyla “Düsseldorf Vampiri“, her yaştan ve cinsten 50 kişiyi içeren cinayet listesine başlamadan çok önce, köpeklere, koyunlara işkence eden, onların ırzına geçen ve onları öldüren biri olarak tanınırdı.

15 yaşındaki Kobe canavarı Sakakibara, 11 yaşındaki Jun Hase’i vahşice öldürmeden önce, kedi başı kesmiş, güvercinleri boğmuştu.

19 yaşına varmadan 5 çocuğu öldüren Christine Falling’in çocukluğu kedi cinayetleri ile doluydu.

Katil Jack Bassenti, köpek yavrularını canlı olarak gömerdi.

Çinli öğrenci Lin Jun’u katleden Luka Magnotta.
Çinli öğrenci Lin Jun’u katleden Luka Magnotta.

Bunun gibi yüzlercesi kayıtlarda mevcut. Vahşice işlenen cinayetlerin arka planını incelediğimizde karşımıza çıkan sonuç ise hep hayvan istismarı. Yani dostlarımız aslında birer deneğe dönüşüyor. Türkiye’de de bunun gibi olaylar geçtiğimiz yıllarda yaşanmış ve hayvan istismarcıları yalnızca para cezası ile işin içinden kurtulmuştu. Demokrasi ülkesi olarak adlandırdıkları Türkiye’de, her yıl yüzlerce hayvan istismarı videosu gün yüzüne çıkıyor ve katilleri hiçbir şey olmamış gibi serbest bırakılıyor.

Artık okullarda çocuklara hayvan hakları dersleri verilmeli, tüm halklar bu konuda bilinçlendirilmeli. İnsanlığa karşı işlenen suç ile hayvanlara karşı işlenilen suç, aynı derecede ve aynı prosedürler ile yargılanmalı. 

Bunu öğrenmeniz ve anlamanız için daha kaç kanıt lazım?

 

Hazırlayan: Selma Çam & Burak Avşar / Gaia Dergi
Kaynak: The Huffington Post

30 maymun işkencecilerden kaçarak kurtuldu

Porto Riko’da insanlar tarafından deney için esir tutulan 30 maymun kafesten kaçarak özgürlüğe koştu. Maymunların işkenceden kurtulmaları için kafeslerinin kırıldığı olayda ALF’in yer almış olma ihtimali yüksek.

mmmPorto Riko’da Karayip Araştırma Merkezi adı verilen işkencehaneden kaçarak kurtulan maymunların kafeslerinin kırıldığı anlaşıldı, Kafesleri kimin kırdığı bilinmiyor. İşkenceciler maymunları yeniden esaret altına almak için araştırma başlattı. Animal Liberation Front'(ALF) un bu tarz eylemler yaptığı, işkencecilerden  hayvanları kurtardığı çok sayıda eylemi bulunuyor.

ALF nedir?

ALF (Animal Liberation Front – Hayvan Kurtuluş Cephesi), 1976´da hayvan hakları eylemcisi Ronnie Lee´nin kurduğu aktivist gruptur.

Hayvanları, deney laboratuvarları, sınai çiftlikler,kürk çiftlikleri gibi kötü muameleye maruz kaldıkları yerlerden kaçırıp acı çekmeden, doğal ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri yerlere yerleştirmek. Hayvanları sömürerek ve onlara kötü muamele ederek kâr elde eden kurumlara yönelik ekonomik sabotaj eylemleri gerçekleştirmek. Şiddet içermeyen eylemlerle ve özgürleştirme faaliyetleriyle, kapalı kapılar ardında hayvanlara yapılan işkenceleri ifşa etmek. İnsan ya da insandışı olsun hiçbir hayvana zarar gelmemesi için gereken bütün önlemleri almak.

Vehaber.org

Bursa’da yine köpek dolandırıcılığı

Bursa’da bir kişi internette görüp beğendiği köpeği almaya kalkınca toplam 2 bin 280 lira dolandırıldı.

cinsBursa’da merkez Osmangazi ilçesinde ikamet eden M.Y., 26 Haziran 2015 günü 17.00 sıralarında internetten görüp beğendiği Pug cinsi bir köpeği almak için karşı tarafla irtibat kurdu.

Köpeğin gönderilmesi için M.Y., görüştüğü kişinin ‘köpek için para almıyoruz, sadece kargo ücreti olarak 160 TL. göndermen gerekiyor’ demesi üzerine internet üzerinden 160 TL para gönderdi.

Bir süre sonra aynı numaradan aranıp ‘köpeğin sigortası olmadan kargoya veremiyoruz’ diyerek M.Y.’den toplam 2 bin 120 TL göndermesini istedi. Bu parayı da gönderen M.Y. ancak şahısların tekrar para istemesi ile dolandırıldığını anlayarak polis merkezine koştu.

Olayla ilgili tahkikata başlandı.

f5haber

Barınakta 1.000 köpek – Çeşme, İzmir

Yaz aylarında nüfusu 1 milyona yaklaşan Çeşme ve Alaçatı’da, özellikle yazlıkçıların, besledikleri köpekleri tatil dönüşü sokağa bırakmaları, sorunu içinden çıkılamaz hale getirdi.

Barınakta bin köpeğin bakımını yaptıklarını söyleyen Çeşme Belediye Başkanı Muhittin Dalgıç’tan, vatandaşlara kadar hemen herkes, bu sorunun çözümü için çağrıda bulundu.

ces

Geçen hafta Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim’in adının Çeşme Alaçatı’da komşusuyla köpek tartışmasına karışması, turizmin yükselen yıldızı ilçede bu konuyu Türkiye’nin gündemine taşıdı. Taraflar tartışma konusunu yalanlasa da turizm cenneti ilçenin yöneticileri de hayvanseverler de büyük bir sorunun bulunduğu konusunda birleşiyor. Yaz başında tatile gelen yazlıkçıların çocuklarına aldıkları köpekleri sezon sonunda giderken sokağa terketmesi yüzünden kentin sokakları başıboş hayvandan geçilmezken bu durum turizm açısından da olumsuz bir görüntü yaratıyor.

BARINAKTA BİN KÖPEK

Çeşme Belediyesi, saldırgan, hasta ve yaralı sokak köpekleri topladığı barınakta sayı binlere ulaşırken, bu yöntem de çare olmadı. Yasa gereği ekipler, sokaktaki diğer köpekleri de kısırlaştırıp, alındıkları yere bırakılırken belediye de, hayvanseverler de seferber oldu. Belediye barınaktaki köpeklerin beslenmesi için turistik tesislerle anlaştı, Çeşme Alaçatı Doğa ve Hayvan Severler Derneği (ÇESAL) de barınağın fiziki koşullarının düzeltilmesi için yardım kampanyası başlattı.

cesme

BELEDİYE BAŞKANINDAN ÇAĞRI

Çeşme Belediye Başkanı CHP’li Muhittin Dalgıç, “İlçemizin maalesef böyle biri sorunu var. Çünkü ilçemizin nüfusu yaz aylarında 1 milyona yaklaşıyor. Gelenlerin çoğu, çocuklarına oyuncak alır gibi bu köpek alıyorlar. Çocuklar köpeklerden sıkıldıklarında, bakımı zor geldiğinde, tatil bittiğinde bu cins hayvanlar, sokağa bırakılıyor. Bunların tamamını barınakta toplamamız hem fiziki açıdan hem yasal açıdan mümkün değil. Bu sorunun çözümü içini herkese çağrıda bulunuyorum. Bu köpekleri oyuncak gibi alıp sonra da bırakmasınlar. Gerçekten bakacaklarsa alsınlar. Ayrıca yeni hayvan almak yerine, gelsinler barınağa, biz onlara kısırlaştırılmış, tüm bakımları yapılmış sağlıklı köpekler verelim. Üstelik aralarında hemen her cinsten köpek var. İlçemizde hayatı zorlaştıran bu durumdan kurtulmak için vatandaşlarımızdan da yardım bekliyorum” dedi.

BAKILMAYINCA BİZ ALDIK

Çeşme Ilıca’da, sokakta üç köpekle birlikte bir yandan oynayan bir yandan da yürüyüş yapan Hüsnü Dörtatlı, “Biz sürekli Çeşme’de kalıyoruz. Burada insanlara bir süre baktıkları köpeklerini sokağa bırakınca onlar da bizim evlerimizin bulunduğu alanlarda toplanıyorlar. Biz de karınlarını doyurmakla işe başlayıp ardından da sahiplenmek durumunda kalıyoruz. Arabadan köpeği indirip hızla uzaklaşanları kaç kez gördük. Sokaklarda köpekler böyle geziyor. Bizim bakmamız ne kadar yeterli olacak bilmiyorum” dedi. Alaçatı’da oturan Sevgül Kalkan ise, “Burada tam biri köpek istilası var. Özellikle sabahları, evden çıkamıyoruz. Büyükler olarak korkuyoruz, çocuklar ne yapacak? Bu sorun çözülmeli” dedi.

Yarımadanın en uç noktasındaki ilçenin üç tarafı denizle çevrili olduğundan sokak hayvanları için adeta hapishaneye dönüşen Çeşme’de vatandaşlar ve hayvanseverler, sevimli dostlara zarar vermeden çağdaş bir çözüm üretilmesini istiyor.

DHA

Peş peşe vurulan köpek haberlerinden sonra bir şok haber de İzmir’den!

İzmir’in Narlıdere İlçesi Sahilevleri Mahallesi’nde kimliği belirsiz kişi ya da kişiler, bir kedinin başını gövdesinden ayırıp, patilerini kestikten sonra derisinin bir bölümü yüzdü.

Bölgede oturanlar vahşet karşısında şoke oldu. Çiğli İlçesi’nde bir komiser yardımcısının beylik tabancasıyla sokak köpeğine ateş edip yaralaması, Edirne’de de bir kişinin bekçi köpeğini pompalı tüfekle öldürmesi ardından, hayvanlara karşı uygulanan bir vahşet de Narlıdere İlçesi Sahilevleri Mahallesi’nde, Şafak Sokak yakınlarındaki sahilde ortaya çıktı.

 Videoyu izlemenizi tavsiye etmiyoruz. Ancak izlemek isteyenler buraya tıklayabilirler. (+18)

Sahilde gezen çevre sakinleri, bir kedinin başının gövdesinden ayırılıp, patileri kesildikten sonra derisinin bir bölümünün yüzüldüğünü fark etti. Çevre sakinleri durumu polise bildirirken, sokakta yaşadığı sanılan kedinin vahşice katledilmesi tepki çekti.Kediye zarar veren kişi ya da kişiler ise tespit edilemedi.

Milliyet

Gözleri görmeyen köpeğin hem gözü hem kulağı oldu

Glenn adı verilen Jack Russell cinsi köpeğin iki gözü de görmüyor. Ne var ki Buzz isimli başka bir köpek, onun sürekli yanında. Tabiri caizse onun gözü ve kulağı olmuş durumda. Barınaktaki yetkililer, köpeklerin bir an bile olsun birbirlerinden ayrılmadığını, beraberken çok mutlu olduklarını aktarıyor.

sss
İNGİLTERE’NİN HARTLEPOOL KENTİNDEKİ BİR TÜNELDE TERK EDİLMİŞ HALDE BULUNAN KÖPEKLER, YENİ SAHİPLERİNİ BEKLİYOR. KÖPEKLER BİRBİRLERİNE O KADAR BAĞLI Kİ, BİRİ NEREYE GİDERSE DİĞERİ DE ONUN PEŞİNDEN KOŞUYOR.

Yaklaşık üç hafta önce İngiltere’nin Hartlepool kentindeki bir tünelde iki köpek bulundu. Sahipleri tarafından terk edilen köpekler, şu an bir barınakta yaşıyor. Kendilerine sahip çıkacak bir aile bekleyen köpeklerin ilginç bir hikâyesi var. Glenn adı verilen Jack Russell cinsi köpeğin iki gözü de görmüyor. Ne var ki Buzz isimli başka bir köpek, onun sürekli yanında. Tabiri caizse onun gözü ve kulağı olmuş durumda. Barınaktaki yetkililer, köpeklerin bir an bile olsun birbirlerinden ayrılmadığını aktarıyor. Barınağın müdürlüğünü yapan John Bielby, “Köpeklerden biri nereye giderse gitsin diğeri onu takip ediyor. Birkaç dakika ayrı kaldıklarında çok huzursuz oluyorlar. Beraberken ise çok mutlular.” ifadelerini kullanıyor. 56 yaşındaki Bielby, köpeklere sahip çıkacak ailenin ikisini birden alması gerektiğini kaydediyor. Köpeklerin yaşlarının 9 ila 10 yaş aralığında olduğu tahmin ediliyor. Sahiplerinin, onları yaşları nedeniyle terk etmiş olabileceği düşünülüyor. Barınak yetkilileri, köpeklerin ne kadar zamandır beraber olduklarını bilmiyor. Ancak aralarındaki bağın kuvvetli olduğunun altını çizerek, bunun kısa süreli bir beraberlik olamayacağını vurguluyor.

Zaman