Köpeğini Bulana 3 Bin Lira Verecek

Muğla’nın Bodrum İlçesi’nde yaşayan ses ve sinema sanatçısı Gülistan Okan, bir hafta önce evinin bulunduğu siteden kayıplara karışan köpeğinin bulunması için sokak sokak dolaşmaya başladı. Okan, köpeğini bulanlara 3 bin lira ödül vaat etti.

ddd

Bodrum’un Torba Mahallesi’ndeki Velgen Sitesi’nde yaşayan ses ve sinema sanatçısı 60 yaşındaki Gülistan Okan, yaklaşık bir hafta önce evinin önünden kayıplara karışan 6 yaşındaki Sui isimli sokak köpeğinin bulunması için çalışma başlattı. Her gün sokak sokak dolaşarak köpeğini arayan Okan, broşür bastırarak köpeğinin fotoğraflarının yer aldığı afişleri Bodrum sokaklarına dağıttı. Afişlere köpeğini bulana 3 bin lira ödül vereceğini yazan Okan, “Torba Mahallesi’ndeki köpekler birer birer ortadan kayboluyor, sonra bazılarının ölülerini buluyoruz. Benim köpeğim de bir hafta önce evimin önünden kayıplara krarıştı. Kimseye zararı olmayan sitenin dışına çıkmayan bir köpekti. Kesinlikle birisi veya birilerinin aldığını düşünüyorum. Buradaki bazı köpeklerin yarımadanın öbür ucuna götürülerek atıldığını öğrendik. Ben de köpeğimin bulunması için sokak sokak dolaşıyorum, bulana da ödül vereceğim. Köpeğim sokak köpeğiydi onu 6 yıl önce sokakta bulup beslemeye başladım. Cins köpek değildi bu nedenle bakmak için çalınmış olabileceğini sanmıyorum. Kötülük yapılmasından korkuyorum” dedi.

34Volt

Böylelerine hayvan beslemek yasaklansın!

Sıcak bir havada 14 aylık Fidji adlı boxer türü köpeğini arabada kapalı olarak bırakan kadın, köpeğin ölümüne neden oldu.

fffLive Leak adlı haber sitesinde verilen bilgiye göre Fransız bir aile İspanya’daki düğüne giderken hediye almak için IKEA’ya girdiğinde Fidji’yi 4 saat güneşin altında kapalı arabanın içinde bıraktı. Park yerinden geçen vatandaşların fark etmesi ile güvenlik görevlilerinin çağrıldığı belirtilen olayda camlar kırılıp köpek dışarı çıkartıldı ancak tüm çabalar sonuçsuz kaldı.

DİKKAT: Özellikle bu hafta içinde artan sıcaklıklar göz önüne alındığında, köpek veya diğer hayvanlarınızı kesinlikle araba içinde, kapalı bir alanda bırakmayın!

Sonhaber.nl

Köpek Duke’un uyutulmadan önceki ‘mükemmel’ günü

Kanser olduğu için sahiplerinin uyutmak zorunda kaldığı köpek Duke’un ‘son‘ gününde çekilen fotoğraflar, sosyal medyanın en çok paylaşılanları arasına girdi. Duke’un sahiplerinin planladığı ‘mükemmel son gün‘, Labrador cinsi köpeğin ağzından bir fotoğraf albümüne dönüştürüldü.

Onu rahatlatmanın tek yolu vardı…

Duke’un bir bacağı, geçen yıl tespit edilen saldırgan tümör nedeniyle kesilmişti fakat veteriner acı haberi haziran ayında verdi: Vücudunda bir tümör daha vardı; ameliyat veya kemoterapi işe yaramayacaktı. Minik hayvan çok acı çekiyordu ve ne kadar zor bir karar olsa da, onu rahatlatmanın tek yolu vardı… ”Kimse köpeğinin acı çektiğini görmek istemez” diyen Jordan Roberts, o zor kararı verdi. Ama Duke’a mükemmel bir son gün yaşatacaktı. İşte, Roberts’ın fotoğrafçı arkadaşı Robyn Arouty’nun çektiği kareler ve Duke’un anlatımıyla, ‘Ben bugün öldüm’ diye başlayan ‘son gün‘ün hikayesi:

Ben bugün öldüm / Duke Roberts

slide_358086_3972981_freeVe bir sürü hamburger yedim, parti yaptık.

slide_358086_3972975_freeVe kahkaha attım.

slide_358086_3972966_freeVe burayı ne kadar özleyeceğimi düşündüm.

slide_358086_3972968_freeSohbet edip bol bol güldük.

slide_358086_3972988_freeBazı anlarda ciddileştik.

slide_358086_3972978_freeYan evde oturan arkadaşlarım beni görmeye geldi. Onlar ikiz. Birisi onlara hamburgerlerimden birini ikram ettiğinde, ikizlerden biri ‘‘Hayır, teşekkür ederim. Küçük Duke’un yemeğini almak istemiyorum’‘ dedi.

slide_358086_3972992_freeKristen beni görmeye geldi. O çok eğlenceli. O benim bakıcım. Ve arkadaşım.

slide_358086_3972980_freeVeterinerin gelmesini beklerken Kristen yürüyüşe çıktığımızı söyledi. Sonra biri, ”Sokaktaki su parkında biraz oynamaya ne dersiniz?” dedi. Biz de oraya gittik!

slide_358086_3972999_free ”Seni özleyeceğimi biliyorsun, değil mi?”

slide_358086_3972976_free”Sen de beni özleyeceksin değil mi?”

slide_358086_3972979_free”Ailemi korumama yardım etmen lazım.”

slide_358086_3972972_free”Duydun değil mi, tek istediğim bu!”

slide_358086_3972969_freeBugün ıslandık.

slide_358086_3972991_freeBugün güldük.

slide_358086_3972965_freeBugün minnettar hissettik.

slide_358086_3972973_freeBugün kuralları deldik.

slide_358086_3972971_freeUzakta oyun oynayan çocukların sesini dinledim. Ve evdeki kendi iki yavrumu düşündüm. Onları korumayı çok seviyordum.

slide_358086_3972989_freeBugün biraz rahatladım.

slide_358086_3972967_freeTümörün o kadar büyük olmasına rağmen hiç acı hissetmedim.

slide_358086_3972964_freeBugün sevgiyi hissettim.

slide_358086_3972993_freeGüzel arkadaşım Kira’yla vedalaştım. Doktorun ‘vakit geldi’ demesinden önce gördü beni. Heyecanlı ve mutluydum.

slide_358086_3972977_freeAçıkçası, ‘Hoşçakalın‘ demedim. ‘Görüşmek üzere’ dedim.

slide_358086_3972974_freeTanrım, ben şanslıydım. Bana ikinci bir şans verdiniz ve bunu birlikte yaşadık. Size baktığımda sevgi görüyorum, size bakmaktan hiç vazgeçmeyeceğim.

slide_358086_3972990_freeSizi her zaman seveceğim, Duke

Diken

Evcil hayvan beslemek kalp hastalıkları riskini düşürüyor

Son 30 yılda yapılan araştırmalar özellikle kalp ve damar hastalığı için riskli kişilerin evcil hayvan sahibi olmaya özendirilmesinin yepyeni bir koruyucu hekimlik stratejisi olabileceğini düşündürüyor.

handBayındır İçerenköy Hastanesi Kalp ve Damar Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Osman Akdemir, evcil hayvan sahibi olmanın kalp ve damar hastalıkları riski bulunan bireylerde hastalığa yakalanma oranlarını azalttığını, hasta bireylerde ise olumlu yönde etkiler yarattığını belirtiyor. Özellikle kalp ve damar hastalıkları riski olan bireyleri evcil hayvan sahibi olmaya özendirmenin koruyucu hekimlik çerçevesinde ele alınması gerektiğini de belirtiyor.

Akdemir evcil hayvanların olumlu etkilerine dair bulguları şöyle sıralıyor; “Evcil hayvanların bireyler üzerindeki etkilerinin test edilmesi 1980’li yıllara dayanıyor. İlk olarak, 1983 yılında bilim adamı Friedmann ve arkadaşları çocukların kitap okurken ya da istirahat ederlerken ölçülen tansiyonlarının yanlarında bir köpek bulunduğu durumda daha düşük olduğunu bildirdi.
1985 yılında bu kez Grossberg ve Alf Üniversitesi, öğrencilerin bir köpeği okşarlarken ölçülen tansiyonlarının sohbet ettikleri ya da kitap okudukları duruma göre daha düşük olduğunu gösterdi. 1988’de Vormbrock ve Grossberg, öğrencilerin köpekle olan iletişimlerinde bilhassa onu okşarken kan basınçlarının düştüğünü buldular. 1990’lı yıllarda yapılan çalışmalar 2-6 yaşlarındaki çocukların doktor muayenesi esnasında ortamda bir köpek bulunduğunda daha az strese girdiklerini kanıtladı.
1999’da bu kez erişkinler üzerinde yapılan bir araştırma bir hayvanla göz teması yapmanın beklenen stres tepkisini hafiflettiğini ortaya koydu. 2001’de Hanever ve arkadaşları 7-10 yaşlarındaki çocuklara yapılan diş tedavilerinin öncesinde bekleme odasında bir köpek bulunmasının stresi azalttığını gösterdiler.
Motooka ve arkadaşları 2006 yılında yayınladıkları makalede sağlıklı yaşlı bireylerin yalnız yürümekle kıyaslandığında bir köpekle 30 dakika yürüdüklerinde kalp hızlarında daha olumlu değişimler gösterdiklerini kaydettiler.
2007 yılında yapılan bir çalışmada ise araştırmacılar kalp yetersizliği nedeniyle hastanede izlenen hastalarda bir köpeğin 12 dakika odada bulunması sonrasında akciğer atardamarı basıncında düşme olduğunu bildirdiler.
Bir diğer çalışmada da köpek sahibi olan kadınların köpeklerini üç dakika süreyle okşadıktan sonraki 55 dakikalık sürede kalp hızlarının belirgin biçimde düştüğü bulgusu yer aldı.
Son olarak, Allen ve arkadaşlarının yaptıkları ilginç çalışmalar insanların evlerinde aritmetik problemleri çözerken ya da ellerini buzlu suya daldırdıklarında ortamda köpekleri varsa kalp hızı, tansiyon ve cilt ısılarındaki değişimin daha az olduğunu gösterdi.
Hatta yanlarında eşleri bulunduğu durumla kıyaslandığında bile bu stres yanıtları yanlarında köpekleri varsa daha iyiydi. Yüksek tansiyon hastalarının da bu biçimde besledikleri hayvanlardan yarar gördükleri anlaşılıyordu.
Tansiyon düşürücü ilaçlara başlayanların 6 aylık takibinde, hayvan sahibi olanlarda gerek tansiyon düzeyi gerekse bununla ilişkili hormon göstergeleri daha olumluydu.”
Hem çocuklarda hem de yetişkinlerde yüzlerce olumlu etki tespit edildiğini vurgulayan Akdemir; bilhassa köpek sahiplerinin daha hareketli bir yaşam sürdürdüklerini, tansiyonlarının, kolesterol ve trigliseritlerinin daha düşük olduğunu, deneysel olarak oluşturulmuş streslerden daha az etkilendiklerini, kalp krizi sonrasında kalp ve damar sağlığı yönünden daha iyi bir seyir izlediklerini belirtiyor.
Bireyler üzerinde olumlu etki sadece köpeklerle de sınırlı değil, 2009 yılında yayınlanan ve 15 bine yakın bireyi kapsayan ve 20 yıl süren bir çalışma, evlerinde kedi besleyenlerde de ölümcül kalp krizlerine anlamlı biçimde daha nadir rastlandığını bildiriyor.
Milliyet

Bakımevinde açlıktan bitkin düşen köpekler tedaviye alındı

Bartın Belediyesi Sahipsiz Hayvan Geçici Bakımevi’nde zayıf ve bitkin haldeki 16 köpek, HAYKUR tarafından veteriner kliniğine götürüldü. Tedaviye alınan köpeklerin açlıktan bitkin düştüğü belirlendi.

fft107_mf5049359İstanbul’da faaliyet gösteren HAYKUR’un üyesi bir hayvansever, tatil için geldiğinde ziyaret ettiği bakımevindeki köpeklerden bazılarının bakımsız ve bitkin kaldığını gözlemledi. Hayvanseverin durumu bildirmesi üzerine HAYKUR Başkanı Gizem Arkan ve yardımcısı Derya Koç, Bartın’a geldi. Arkan ve Koç, bakımevinde zayıf ve bitkin düşen köpekleri tespit etti. 16 köpek, görevlilerin de yardımıyla araca konulup veteriner kliniğine götürüldü. Köpeklerden birisi kliniğin önünde bayıldı. Gizem Arkan, köpeğin durumunu görünce ağladı. Veteriner hekimin yaptığı kontrolde baygınlık geçiren köpek ve diğerlerinin açlıktan bitkin düştüğü belirlendi. Köpekler klinikte tedaviye alındı.

Arkan ve Koç, daha sonra Bartın Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Çetin ile görüşerek, bakımevinin yenilenmesi için söz aldı. Açıklama yapan Gizem Arkan, köpeklerin açlıktan bitkin düştüğünü söyledi. Arkan, “Bartın’da 2 hayvan derneği varmış. Bu dernekler burada çalışmıyorlar mı? Nasıl görmediler bu manzarayı? Yeterince görevi yapmıyorlar mı? Belediye ile görüştük. Dileklerimizi belirttik. Öncelikle barınağın boşalması gerekiyor. Bunların İstanbul’a naklini ayarlıyoruz. Belediye nakil desteği sağlayacak. Şu anda durumları kötü olan köpeklerin kliniklerde tedavileri yapılıyor. Sonra da nakil başlayacak. Ardından yeni barınak yapılacak” dedi.

Belediye Başkan Yardımcısı Hüseyin Çetin ise bitkin haldeki köpeklerin bakımevine yeni geldiğini ileri sürdü. Çetin, bakımevinde yaklaşık 150 köpeğin bakımını yaptıklarını belirterek, “Biz belediye olarak barınağa çok destek veriyoruz. Eleman giderleri dahil yıllık 300 bin lira giderimiz var. Ancak gelen hanımefendiler barınağın şartlarının daha iyi olabileceğini söylediler. Doğrudur. Kendileriyle burada toplantı yaptık. Bu konuda iyileştirme çalışmaları yapılacak” dedi.

DHA

Yaralı köpeği veteriner kurtardı

Hakkari’de başıboş dolaşan ve memesi yırtılan dişi köpeğe veteriner hekim Kemal Yüzgeç sahip çıkarak tedavi etti.

veteHakkari’de doğal hayatı kuruma adına daha önceleri birçok yaralı hayvanı sağlığına kavuşturarak doğaya bırakan özel veteriner Kemal Yüzgeç, bu defa ise bir anne köpeğinin hayatını kurtardı. Şehir merkezinde başıboş dolaşan ve yavruları bulunan köpeğin memesinin yırtılması ve can çekişmesi üzerine hayvan severler harekete geçerek durumu Zelal adı altındaki klinik sahibi özel veteriner Kemal Yüzgeç’e bildirdiler.
Kliniğe getirilen başıboş köpeğin yırtık memesi dikilerek daha sonrada tedavi altına alındı. Özel veteriner Kemal Yüzgeç, bu tür vakaların kendisine sık sık geldiğini belirterek, doğal hayatı kuruma adına ellerinde geleni yaptıklarını söyledi.

Yüzgeç, ”Başıboş köpeğin yavruları vardı. Memesi yırtık olduğu için yavruları beslenemiyordu. Hayvan severler durumu bana bildirdi. Hayvanı kliniğe getirerek yırtık memesini diktik. Böylece sağlığına kavuşacak olan kepek artık yavrularını emzirebilecek hem de yavrularının yaşamasına sebep olduk” dedi.
Hayvanseverler ise bu duyarlılıktan dolayı veteriner hekime teşekkür ettiler.

İHA

Bu işkence sonunda yasaklandı!

Zenginlerin atıştırmalığı, lüks lezzet kaz ciğerinin üretimi ve restoranlarda satışı Brezilya’nın en büyük kenti Sao Paulo belediye meclisi tarafından yasaklandı

fg

Fransa’dan dünyaya yayılan bugün bir çok ülkede üretimi yapılan kaz ciğeri (foie gras), kazların ve ördeklerin doğal olmayan yöntemlerle aşırı beslenerek ciğerlerinin yağlandırılmasıyla elde ediliyor.

Bir dönem asillerin, zenginlerin sofrasını süsleyen kaz ciğeri lezzetinin ötesinde her zaman bir statü sembolü oldu. Ancak son yıllarda hayvan hakları savunucularının yanı sıra prensip olarak kaz ciğeri yemeği reddedenler ve mönülerinden çıkaran şefler azımsanmayacak kadar çoğunlukta.

Son tepki de Brezilya’nın en büyük kentinden geldi. Sao Paulo Belediye Meclisi, kazların ve ördeklerin büyük acı çekmesinin ardından elde edilen kaz ciğerinin üretilmesini ve satışını yasakladı.

Öneriyi sunan şehir meclis üyesi Laercio Benko’ya göre, sadece bir zengin atıştırmalığı olan kaz ciğerinin insan sağlığına hiç bir yararı yok. Ve hayvanlara bir hiç uğruna acı çektiriliyor.

Zenginlikle özdeşleştirilen az ciğerinin üretimi aslında son yıllarda İngiltere, İtalya, Almanya ve Arjantin’in de aralarında olduğu pek çok ülkede yasaklanmıştı. Sadece kaz ciğerinden yapılan ‘pate’nin satışı serbestti.

Sao Paulo’da restoranlar ve barlar 45 gün içinde uygulamaya konacak bu kanunu çiğnerse 1000 dolar kadar ceza ödeyecekmiş. Hayvan hakları savunucuları bu kararı memnuniyetle karşılarken ülkenin önde gelen şeflerinin bu karar hakkında çekinceleri var.‘2015 Dünyanın en iyi 50 Restoranı’ listesinde dokuzuncu sırada yer alan, iki Michelin yıldızlı DOM restoranın şefi Alex Atala meseleye başka bir açıdan yaklaşmış.

Bir haber kanalına verdiği mülakatta “Bir kent insanların ne yiyip yemeyeceğine nasıl karar verir? Bunun sonu nereye varır…” diyor. Eminim Atala’ya “Hoş bir lezzet uğruna hayvanlara işkencenin sonu neye varır” diyenler de çıkacaktır…

Radikal

Uçakta köpeği ölen yolcu havalimanında gözyaşlarına boğuldu

Madrid’den İstanbul’a gelişi esnasında uçağın kargosunda bulunan 3.5 yaşındaki Fransız Bulldog köpeğini ölü gören Rus yolcu havalimanında göz yaşlarını tutamadı. Saatler boyunca ağlayan Rus kadın, tatilini iptal etti ve memleketine geri döndü.

crate-
 Uçağın kargosuna verilmişti  

Uçakta köpekleri ölen çiftin tatili çabuk sona erdi. Rus yolculardan Irina K. ve eşi, THY uçağı ile Madrid’den İstanbul aktarmalı olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’ne gitmek üzere Madrid Barajas Havalimanı’na geldi. Onlar ile birlikte 3.5 yaşındaki Fransız Buldog cinsli köpekleride eşlik etti. Rus çift terminalde biniş işlemlerini yaptırarak köpeği kafesi ile birlikte uçağın kargosuna verdiler.

Neye uğradığını anlayamadı  

THY Madrid-İstanbul seferindeki uçağa binen Rus Çift, İstanbul’a indiklerinde Atatürk Havalimanı Dış Hatlar Terminali’nde köpeklerini teslim alacakları sırada şok geçirdiler. Kendilerinin can dostu olan köpeklerinin cansız bedeni ile karşı karşıya kalan çift neye uğradıklarını anlayamadılar. Köpeğin sahibi olan ve eşi tarafından sürekli teselli edilmeye çalışılan Irina K. uzun süre ağlayarak köpeğininn hangi sebep ile öldüğünü öğrenmeye çalıştı.

yolcu
Neden öldüğünü otopsi sonuçları belirleyecek

Köpeklerinin beklenilmeyen ölümü üzerine tatile gidecekleri KKTC’ye uçmaktan vazgeçtiler ve köpeklerinin Türkiye’de gömülmesi için veterinere belge verdiler. Köpeklerinin ölüm nedeni ise otopsi sonuçlarında ortaya çıkacak. Köpeğe geldiği yerde veteriner tarafından yapılan aşının dozunun fazla gelmiş olması halinde ölmüş olabileceği tahmin ediliyor.  Türk Hava Yolları sorumluluk almıyor.

Sürekli olmasada zaman zaman uçakların kargo bölümlerinde evcil hayvan taşınması sonucunda ölümler meydana gelebiliyor. Türk Hava Yolları, taşınan hayvanın uçuş esnasında veya daha sonrasında sağlık durumunun kötüleşmesine ilişkin kesinlikle sorumluluk almıyor.

İHA

Tarihten içinizi ısıtacak 10 köpek hikayesi

Tarihte, bir insanın yaşayıp kahraman ilan edileceği birçok hayatı köpekler de yaşadı. İçinizi ısıtacak 10 tanesini sizin için yazdık.

  1. Swansea Jack (1930 – Ekim 1937)

1-swansea-jack1930larda, Wales – Swansea’deki Tawe nehri kıyısında, sahibi William Thomas ile birlikte yaşayan bir siyah Retriever’dı. Jack bir gün nehirde boğulan küçük bir çocuk gördü ve koşarak suya girdi; çocuğu ensesinden tuttuğu gibi kıyıya çıkardı. Etrafta bu olayı gören olmamıştı, ve başka şartlarda çocuğun yıllarca anlatacağı ve kimsenin inanmayacağı bir hikaye olabilirdi; ama Jack farklıydı. Birkaç hafta sonra başka birini daha o sulardan kurtardı. Bu sefer olayın tanıkları da vardı. Jack durmadı. Wales’in en tehlikeli sayılan nehrinden tam 27 kişiyi kurtardı. Hayatı boyunca verdiği bu hizmetten dolayı ona Swansea Konseyi tarafından gümüş tasma ve Yılın En Cesur Köpeği ödülü ile Londra Belediye Başkanı tarafından gümüş kupa verildi. Ve bugün hala hatırlanan kahraman köpek, “The Swansea Jacks” olarak anılan Swansea FC fotbol takımına da ilham kaynağı oldu.

  1. Bamse (Photo Credit: Dogs Heart)

2-BamseBamse, 2. Dünya Savaşı sırasında Norveçli bir mayın tarama gemisinde görev yapan bir Saint Bernard’dı. O şirin görüntüsüne rağmen oldukça sert bir köpekti ve genellikle gemiye kaptan tarafından getirilirdi. Kaptanın görev yeri değişikliği söz konusu olduğunda, gemi personeli Bamse’nin gitmemesi için ayaklandı. Bamse, boynunda asılı olan biletle otobüse biner, barda çıkan kavgaları ayırır, ve sarhoş gemicilerin gemiye dönmelerine yardımcı olurdu. Birkaç kez denizden asker kurtarmışlığı ve bıçaklı kavga ayırmışlığı vardır. O, o kadar meşhur olmuştu ki, insanlar Noel’de ailelerine onun fotoğraflarını gönderirlerdi.

  1. Bob – Demiryolu köpeği

BOB-Australian Geographic
Resim: Australian Geographic

Bob, trenle seyahat konusunda çok hevesli bir köpekti. 1882 yılında Güney Avustralya’da doğdu, ve trenleri neden bu kadar sevdiği hiç anlaşılamadı. Bob, yaşamının ilk yıllarında sokak köpeğiydi, demiryolu işçilerini takip ederdi, sonra bir köpek avcısı tarafından yakalandı. Şansına oradan bir istasyon görevlisi tarafından satın alındı ve trene onunla beraber binmeye başladı. Fakat sonunda sahibi terfi alınca görev yeri değişti ve Bob’la yolları ayrıldı. Tren yolculuklarını artık tek başına yapmaya başladı; bazen boş bir vagonu sahiplenir, deliler gibi havlayarak yabancıları uzak tutardı. Tüm çalışanlar onu tanırdı ve kendi haline bırakırlardı. Geceleri makinisti evine kadar takip eder, orada yemek yer, uyur ve sabah onunla beraber tekrar işe gelirdi. Hayatının çoğunluğunda Bob herkes tarafından tanınan, davetlerde yemek ikram edilen bir köpekti. Hatta üstünde adı yazılı bir tasma bile yaptırılmıştı. Bob hayatının sonuna kadar istediği gibi yaşadı ve 1895 yılında Avustralya’nın gelmiş geçmiş en ünlü köpeği olarak hayatını kaybetti.

  1. Bummer ve Lazarus

Bummer and Lazarus - wikipedia
Resim: Wikipedia

Bummer ve Lazarus, 1860’larda San Fransisco’da yaşamış iki ünlü sokak köpeğiydi. Gazeteler onlardan Brad Pitt ve Angelina Jolie gibi bahsederdi. Mark Twain, Huckleberry Finn üzerine çalışmaya onlar hakkında bir şeyler yazabilmek için ara bile vermişti. Bu kadar sevilmelerinin asıl nedeni yakın dostluklarıydı. Bummer, insanlardan yemek dilenen bir sokak köpeğiydi, ta ki şehre yeni gelen başka bir köpek diğer köpeklerle kavgasını kaybedip paramparça olana kadar. Bummer ona baktı, iyileştirdi ve hiç yanından ayrılmadı. O köpeğin adı da Lazarus oldu. Gazeteler köpeklerin ölümüne kadar onlar hakkında yazmaya devam ettiler.

  1. Barry

Barry - get leashed
Resim: Get Leashed

Saint Bernard’lar tek bir neden için üretilmişlerdir: arama ve kurtarma. Saint Bernard geçidindeki Monklar, İsviçre ve İtalya arasındaki tehlikeli bölgede belki de yüzyıllarca hatta 1695 yılından bu yana onlardan faydalandılar. Karda kaybolan yolcuları bulmaktı amaçları. Bu köpekler ikili olarak gezerdi. Bir tanesi karda kazarak insanları çıkarır ve ısıtmak için üzerine oturur, diğeri ise yardım çağırmaya giderdi. Barry, 1800’lerde 12 yıllık hayatı boyunca tam 40 kişinin hayatını kurtarmış bir köpekti.

Barry’nin en meşhur hikayesi, kaybolan ve bir buz kayası arasında mahsur kalan küçük bir çocuğu kurtarmasıdır. Barry çocuğa ulaşmış, yardım gelene kadar onu sıcak tutmaya çalııyordu, fakat yardım gelmedi. O da çocuğu sırtına aldı ve kurtardı. Barry o kadar başarılı bir kurtarma köpeğiydi ki, Manastır’da köpeklere Barry isminin verilmesi bugüne kadar süren bir gelenek oldu.

barry-monks
İsviçre Alplerinde Monklar ve köpeklerden oluşan yardım ekibi, 1955. Resim: George Pickow/Three Lions/Hulton Archive/Getty Images

 

  1. Bud Nelson

    Bud- hypescience.com
    Resim: hypescience.com

Bud Nelson, Amerika’yı arabayla geçen ilk köpektir (1903) ve korkusuzluğu ile sürüş gözlükleri ile tanınırdı. Sahibi Horatio Nelson adında bir doktordu ve tabii ki o da Amerika’yı arabayla boydan boya giden ilk insandı. O dönemde araba hala çok yeniydi, yani araba kullanmak güvenli de değildi, eğlenceli de. Süspansiyon sistemi yoktu ve çok gürültülüydü. Bu şartlara rağmen Bud arabada çok mutlu oluyordu.

 

  1. Owney

Omney The Postal Dog - wikipedia
Resim: Wikipedia

Owney’nin asıl sahibinin bir postacı olduğuna inanılıyordu, çünkü Barry’nin trenleri sevdiği gibi, Owney de posta çantalarına hayrandı ve onları kara, deniz ve demiryolunda takip ediyordu. Owney, postanenin arkasında bir posta çantası ile terkedilmişti. Bir süre sonra, çantaları takip ederek neredeyse tüm Amerika’yı dolaşmıştı. Postacılar ise bu durumdan memnundu, çünkü Owney’nin seyahat ettiği hiçbir tren kaza yapmamıştı. Owney artık bir şans tılsımı olarak owneygörülüyordu. Gittiği her yerde tasmasına boncuklar ve ufak nişanlar takmaya başladılar. Takılanlar tasmasına fazla geldiğinde ise ona bir ceket aldılar. Bir reklam kampanyası sırasında 120 gün boyunca dünyayı gezdi; Amerika, Avrupa, Asya… Ve tabii ki kendine özel bir pul da yaptırıldı.

  1. Pickles

Pickles – The Dog that Saved the World Cup1966 yılında Dünya Kupası, İngiltere’de muhafaza ediliyordu. İngilizler için bunun önemini bilmeyen yoktur. Ve tabii bu kupa maçlar başlamadan 4 ay önce çalındığında uğradıkları hezimeti de tahmin edersiniz. Uluslararası bir utancı engellemek adına herkes çılgınca bu kupayı arıyordu, ta ki Pickles adındaki bir köpek çalıların arasında onu bulana kadar. Bu olay duyulduğunda Pickles adeta İngiltere’nin parlayan yıldızı olmuştu. Onurunda davetler ve 1.000 poundluk hediye çeki verildi. Sonrasında tabii ki birçok dizi ve filmde rol aldı.

  1. Rolf

Rolf the speaking dog talking with Frau MoekelRolf, ya tarihteki en zeki köpek, ya da Nazi Almanya’sında bir ulusu kandırmayı başarmış bir dolabın kahramanıydı. İki şekilde de oldukça harika bir köpekti. Nazilere göre, Rolf konuşabiliyordu! Bunu kanıtlamak için Naziler saçma sapan şemalar hazırladılar. İddialarına göre, Rolf hazırlanan bir köpek Mors alfabesi sayesinde insanlara düşüncelerini söyleyebiliyordu. Hatta şiiri sevdiğini ve Nazi rejimini onayladığını bile anlatabiliyordu! Ve Hitler buna inanıyor, buna vakit ayırıyordu. Konuşan köpeği yapabildiler mi bilinmez, ancak ilk ırkçı köpeği yarattıkları söylenebilir tabii..

  1. Fido

Fido Statue. Borgo San Lorenzo, TuscanyÖlen sahiplerinin arkasında onları bekleyen köpeklerle ilgili pek çok hikaye duymuşuzdur; Japonya’daki Hachiko ve İskoçya’daki Bobby gibi. Ancak belki de en ünlüleri olan Fido, en az bilinenleridir. Fido (1941 – 1958), İkinci Dünya Savaşı sırasında İtalya’da doğmuştur. Ölmek üzereyken bir fırın işçisi tarafından bulunmuş ve tedavisi yapılmıştır. Ve bu şekilde Fido, sonsuz sadakatini sahibine adamıştır. O dönemde İtalya neredeyse her gün bombalanmasına rağmen, Fido sahibini otobüs durağına götürüyor ve dönüşte yine oradan alıp eve yine onunla dönüyordu. Oradan bir adım bile uzaklaşmadan sahibini bekliyordu. Fakat bir gün Fido’nun sahibi geri dönmedi. Bir hava saldırısında hayatını kaybetmişti. Fido onu bekledi, tam 14 yıl boyunca, her gün. Ünü tüm İtalya’ya yayıldı, ödüller aldı. Fakat onun tek istediği, sahibine kavuşmaktı. 14 yıl boyunca her gün otobüs durağına geldi, ve boynu bükük eve geri döndü.

Her kedi için 499 TL ceza

Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi bahçesindeki beş kedinin aç, susuz ormana bırakılması Konak Kaymakamlığı’nı harekete geçirdi. Hastane yöneticisi Gökhan Köylüoğlu’na 2500 lira ceza kesti

kediTepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde çevreye rahatsızlık verdiği öne sürülen 5 kedinin hastane güvenliği tarafından toplanıp ormanlık alana bırakılması cezasız kalmadı. Olayın duyulması üzerine harekete geçen HAYTAP yetkililerinin ihbarını değerlendiren Konak Kaymakamlığı harekete geçti. Kaymakamlık yaptığı soruşturma kapsamında hastane yöneticisi Gökhan Köylüoğlu’na, 5199 sayılı kanunun 21. maddesi ihlali sonucu, “Hayvanlar, hiçbir suretle ilgili belediye sınırları dışındaki bir ortama, ormanlık alana veya diğer yaban hayatı yaşam alanlarına bırakılamaz” sebebi ile her kedi için 499, toplam 2 bin 495 TL para cezası kesti.
Hayvan Hakları Federasyonu İzmir Temsilcisi Esin Önder de cezanın adil olduğunu söyleyerek, “Hayvan haklarının ihlalini kim yaparsa karşısında bizi bulur” dedi. Önder tepkisini, kayıp 5 kediden 4’ünün bulunduğunu 1’inin ise hala kayıp olduğunu söyleyerek, “Kedileri toplayıp Menderes’te bir köpek barınağının önüne bırakmışlar. Bu yapılan vicdanlara aykırı bir olaydır. Bari hayvanları yemek bulabilecekleri bir yere bıraksalardı” söyleriyle dile getirdi.

Yeni Asır